Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÜRKİYE’NİN TERCİHİ “EUROFIGHTER”

Bu haberin fotoğrafı yok

Türk Hava Kuvvetleri, uzun yıllar boyunca bulunduğu coğrafyanın da en güçlü ve en caydırıcı hava kuvvetlerinden biri oldu. Ancak son yıllarda yaşanan gelişmeler, bu gücün sürdürülebilirliği konusunda ciddi soru işaretleri doğurdu. Yeni nesil muharip uçak tedarikinde yaşanan gecikmeler, modernizasyon projelerindeki dış tedarik sorunu ve F-35 programının beklenmedik son bulması Ankara’yı yeni arayışlara mecbur etti.

Bugün Eurofighter Typhoon konusu, bir tercih başlığından çok daha fazlasını ifade ediyor. Bu dosya, Türk Hava Kuvvetleri için geçici ama kritik bir ara çözüm arayışının somut karşılığı olarak masada duruyor.

Türkiye ile Birleşik Krallık arasında imzalanan ve 40 adet Eurofighter savaş uçağını kapsayan mutabakat zaptı, aylardır devam eden müzakerelerde önemli bir eşiğe işaret ediyor. Almanya’nın ihracat izni ile birlikte sürecin en büyük siyasi engeli de aşıldı. Bundan sonraki aşamada teknik, mali, eğitim ve entegrasyon bazlı olacak.

Neden Eurofighter?

Eurofighter Typhoon, ilk tasarım aşamasında safkan bir önleme uçağı olarak kurgulandı. Bu tercih, platforma özellikle yüksek irtifa ve yüksek hız rejimlerinde ciddi bir avantaj kazandırdı. Yaklaşık 20 bin metreye ulaşan irtifa kapasitesi ve 2.500 km/saat seviyesindeki maksimum hız onu dördüncü ve dört buçuk nesil savaş uçakları arasında farklı bir kapasiteye taşıyor.

Yüksek irtifada gerçekleşmesi muhtemel hava muharebelerinde hız ve irtifa tamamlanmış unsurlar. Eurofighter’ın bu alandaki performansı, Türk Hava Kuvvetleri açısından caydırıcılığı, kısa vadede en etkili ve en akılcı çözüm olarak “doğru tercih” anlamına geliyor.

Bu uçakla birlikte “süper seyir” (süper cruise) yeteneği kuvvetimize katılmış olacak. Eurofighter, art yakıcı kullanmadan ses hızının üstü hızlara çıkabiliyor. Bu kapasite hem yakıt tüketimini düşürüyor hem de havadaki ısı izini oldukça düşürüyor, hayatta kalma verimini artırıyor.

Motor, Radar ve Elektronik Harp Boyutu

İki adet EJ200 motoruyla güçlendirilen Eurofighter, sınıfının en iyi itki-ağırlık oranlarından birine sahip. Bu motorlar, kısa sürede yüksek hızlara çıkabilme ve buna göre düşük yakıt tüketimiyle öne çıkıyor. Bu da hem ani reaksiyon senaryolarında hem de uzun süreli hava görevlerinde önemli bir avantaj sağlıyor.

Radar tarafında ise özellikle ECRS Mk2 AESA radarı dikkat çekiyor. Bu radar, yalnızca hava-hava ve hava-yer görevlerinde değil, elektronik önleme ve elektronik saldırı kabiliyetleriyle de öne çıkıyor. Düşman hava savunma sistemlerini tespit edebilme, tehditleri gösterebilme ve elektronik taarruz uygulayabilme yeteneği, Eurofighter’ı klasik bir av-önleme uçağının ötesine taşıyor.

Bu noktada entegre radarın Türkiye’ye özgü ihtiyaçların geliştirilmesi ve yerli sistemlerin bu teknoloji ile geliştirilmesi olasılığı, Ankara açısından önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.

Pilotlarımız hem Anadolu Kartalı tatbikatlarında hem de Katar’la yapılan ortak eğitimlerde bu uçakları çok yakından inceleyebiliyor. Katar Hava Kuvvetleri filosunda hem Rafalé hem de Eurofighter savaş uçağı birlikte görev yapıyor. Türk Hava Kuvvetleri ile Katar Hava Kuvvetleri arasında çok sıkı bir işbirliği var. Bu nedenle Türkiye’nin söz konusu iki uçakla ilgili de ilk elden çok değerli bilgilere    erişebildiğini, pilotlarımızın aslında bu uçağı çok iyi tanıdığını düşünmek yanlış olmaz. Eurofighter savaş uçağı bugüne kadar 680 sipariş aldı. 4 ülkenin ortak üretim konsorsiyumu ile 603 adedi üretildi.

4’lü konsorsiyum üyeleri ise; Almanya- İngiltere- İtalya ve İspanya. Eurofigter kullanan diğer ülkeler ise; Avusturya – Suudi Arabistan – Katar-Kuveyt ve Umman.

Sensörler, Silahlar ve Caydırıcılık

Eurofighter Typhoon’un sahip olduğu kızılötesi hedef takip ve tespit sistemi, radar kullanmadan dahi uzun menzillerde hedef tespitine olanak sağlıyor. Bu sayede Eurofighter Savaş Uçağı radarını hiç kullanmadan ses altı hedefleri yaklaşık 170 kilometreden, ses üstü hedefleriyse 90 kilometreden fark edebiliyor, f-35 gibi düşük radar görünmesine sahip uçakların dahi tespit edilmesi mümkün hale geliyor. Eurofighter tam anlamıyla “görünmez” olmasa da, radar kesitinin düşük olması, hayatta kalma ihtimalini artırıyor.

Silah çeşitliliği açısından da platform son yıllarda ciddi bir evrim geçirdi. Meteor hava-hava füzeleri ve Storm Shadow seyir füzeleri gibi yüksek etkili mühimmatların kullanımı, Eurofighter’ın bölgesel   dengeler üzerinde caydırıcı bir etki oluşturmasını sağlıyor. Özellikle Meteor füzeleri, menzil ve hız avantajıyla hava-hava muharebelerinde önemli bir kuvvet çarpanı niteliğinde. Meteor füzesi MBDA tarafından üretilen Aktif Radar Güdümlü Uzun Menzilli Hava – Hava füzesi.

Menzili 200 kilometrenin üzerinde… Füze ramjet motoruyla çalışıyor ve sesten dört kat hızlı uçabiliyor. Meteor füzesi, batı bloğunun ürettiği en uzun menzilli füze. Ülkemizde de RAMJET teknolojisiyle üretilecek olan GÖKHAN füzeleri geliştirilmekte, eorıfighterlara entegre olabilecek bu füzelerle hava savunma kabiliyetimiz çok ciddi oranda yükselecek.

Geçiş Döneminin Gerçekçi Cevabı

Elbette KAAN, HÜRJET ve diğer yerli projeler Türkiye’nin geleceğe dönük büyük bir gurur kaynağı. Ancak bu ürünlerin tam anlamıyla olgunlaşıp envantere dönüştürülmesi için önümüzde mevcut yıllar var. İşte tam da bu nedenle Eurofighter Typhoon, bir “lüks tercih” değil, geçiş sürecinin ve çözümün çözümü olarak öne çıkıyor.

KAAN gökyüzüne tam anlamıyla yerleşene kadar, EUROFIGHTER en akılcı ve en pratik çözüm olarak tercih edildi, GÖK VATANIMIZ’a hayırlı uğurlu olsun.

Levent Gökçen