Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Bilim insanları uyardı: Afrika kıtası ikiye ayrılıyor, yeni bir okyanus oluşuyor

Bilim insanları, Doğu Afrika’daki büyük fay hattı nedeniyle Afrika kıtasının milyonlarca yıl içinde ikiye ayrılacağını ve bu sürecin sonunda yeni bir okyanusun ortaya çıkacağını açıkladı.

Bilim insanları, Doğu Afrika’daki büyük fay hattı nedeniyle Afrika kıtasının

Afrika kıtası, jeolojik açıdan son derece önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bilim insanlarının yaptığı açıklamalara göre kıta, milyonlarca yıl sürecek doğal hareketler sonucunda iki ayrı kara parçasına ayrılma yolunda ilerliyor.

Doğu Afrika fay hattı hareketleniyor

Bu sürecin merkezinde Doğu Afrika’da uzanan dev fay hattı bulunuyor. Yer kabuğundaki bu büyük kırık boyunca yaşanan hareketlilik, Afrika levhasının zamanla parçalanmasına neden oluyor. Uzmanlar, bu kırılmanın yavaş fakat sürekli bir şekilde ilerlediğini belirtiyor.

Kıtalar ayrılıyor, deniz suyu doluyor

Jeolojik süreç ilerledikçe, oluşan yarıkların giderek genişlemesi bekleniyor. Milyonlarca yıl sonra bu boşlukların deniz suyu ile dolacağı ve Afrika’nın doğu kısmının ana kıtadan tamamen ayrılacağı ifade ediliyor. Bu gelişme, yeryüzünde tamamen yeni bir okyanusun oluşmasına zemin hazırlayacak.

Doğal ve kaçınılmaz bir süreç

Bilim insanları, bu tür kıtasal ayrılmaların Dünya tarihinde daha önce de yaşandığını vurguluyor. Afrika’daki bu hareketlilik, levha tektoniğinin doğal bir sonucu olarak değerlendiriliyor ve insan ömrüyle fark edilmesi mümkün olmayan uzun bir zaman dilimini kapsıyor.

Afrika’nın gelecekte alacağı bu yeni şekil, gezegenin sürekli değişen yapısını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Dünya’nın jeolojik evrimi devam ederken Afrika kıtası tarihsel bir dönüşümün eşiğinde bulunuyor. Bilim insanları, Doğu Afrika boyunca uzanan dev yarığın giderek genişlediğini ve kıtanın ikiye ayrılma sürecine girdiğini belirtiyor. Milyonlarca yıl sonra bu ayrımın, Afrika’nın ortasında yeni bir okyanus havzası oluşturması bekleniyor.

Son araştırmalara göre ayrılma, Doğu Afrika Rift Sistemi (EAR) boyunca gerçekleşiyor. Bu bölgede Afrika’nın doğu kısmını oluşturan Somali levhası, kıtanın geri kalanını kapsayan Nubiya levhasından yavaş yavaş uzaklaşıyor. Bilim insanları, bu hareketin yılda yalnızca birkaç milimetreyle sınırlı olduğunu, ancak uzun vadede kıtasal bir kopuşa yol açacağını ifade ediyor.

Üç levhanın kesiştiği nadir bölge

Nubiya ve Somali levhaları, kuzeyde Arap levhasından da ayrılıyor. Bu durum, Etiyopya’daki Afar bölgesinde “üçlü eklem” olarak adlandırılan Y şeklinde bir yarılma sistemi oluşturuyor. Afar, Dünya üzerinde üç farklı tektonik riftin Etiyopya, Kızıldeniz ve Aden Körfezi riftleri aynı noktada buluştuğu ender alanlardan biri olarak biliniyor.

Image


25 milyon yıllık süreç

Yaklaşık 25 milyon yıl önce Miyosen döneminde oluşmaya başlayan Doğu Afrika Rift Sistemi, bugün Kızıldeniz’den Mozambik’e kadar yaklaşık 3.500 kilometre boyunca uzanıyor. Riftin doğu kolu Etiyopya ve Kenya’dan geçerken, batı kolu Uganda’dan Malavi’ye doğru yay çizerek ilerliyor.

Bilim insanlarına göre Afar bölgesinde yer kabuğu zaten oldukça incelmiş durumda. Bölgenin bazı kesimleri deniz seviyesinin altında bulunuyor ve riftin iki kolu halihazırda Kızıldeniz ile Aden Körfezi sularıyla temas halinde.

Yeni bir okyanus oluşacak

Uzmanlara göre, rift vadisini birbirine bağlayan kara parçası yeterince alçaldığında deniz suları iç bölgelere dolacak. Bu da Somali levhası ile Nubiya levhası arasında yeni bir okyanus havzasının oluşmasını sağlayacak.

ABD’deki Virginia Tech’ten jeofizikçi D. Sarah Stamps, ayrılmanın en hızlı kuzeyde gerçekleştiğini belirterek, yeni okyanus oluşumunun ilk işaretlerinin de bu bölgede görüleceğini ifade ediyor.

Yavaş ama etkileri bugünden hissedilebilir

Levhaların yılda ortalama yaklaşık 7 milimetre hızla birbirinden uzaklaştığı belirtiliyor. Bu hız, yeni bir okyanusun oluşması için milyonlarca yıl gerektiği anlamına geliyor. Ancak bilim insanları, bu yavaş sürecin bile günümüzde deprem ve volkanik faaliyet risklerini artırabildiğine dikkat çekiyor.

admin