Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

BARIŞ SÜRECİ VE İSRAİL’İN İRAN DAYATMASI

Bu haberin fotoğrafı yok

Bir yandan ABD-İran gerginliğinin bölgede yarattığı stres, diğer yandan sorunun masada çözülmesini sağlamak için Türkiye’nin çabası.

Bir yanda Trump İran’a saldırmaktan vazgeçince Epstein skandalıyla ilgili yeni görüntülerin (muhtemelen İsrail tarafından) paylaşılması.

Bir yandan Suriye’de devam eden normalleşme adımları, diğer yandan bunun getirdiği rahatlamayla,  TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarında sona yaklaşan ilerleme.

Bir yandan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in deprem bölgesi Hatay’da çizdiği tablo, diğer yanda Anadolu Ajansı’nın havadan görüntülediği, ‘Hatay’ın 3 yıl önceki durumu ile günümüzdeki gelişmesini’ gösteren’ video.

Gelelim saydığım bu konulardan ikisinin ayrıntısına.

ÖCAKAN’A UMUT HAKKI

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun hazırladığı rapora ilişkin, siyasi parti gruplarının temsilcilerini beşinci kez kabul etti.

Kurtulmuş, toplantı sonrası şu açıklamayı yaptı:

“Bu toplantılarda partilerin hazırladığı raporlar çerçevesinde belirlenen konular, detaylı ve titiz bir şekilde değerlendirilmeye devam edildi. Önümüzdeki günlerde gerçekleştirilmesi planlanan komisyon toplantısında rapora nihai şekli verilerek oylanacak ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına sunulacak.”

Hatırlanacağı üzere, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bu haftaki grup toplantısı konuşmasını, “Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir” diyerek tamamlamıştı.

MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da, son komisyon toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Terörsüz Türkiye Komisyonu’nda umut hakkı konusunda uzlaştık. Raporda yer alacak” dedi.

Bir soru üzerine, Selahattin Demirtaş’ın tahliyesine de değinen Yıldız, “Buna mahkemeler karar verir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına uymak lazım. Eğer AİHM bir ihlal gördüyse, tahliyesi konusunda beyan varsa tahliyesi lazım” diye konuştu.

Buna karşın, CHP Grup Başkanvekili Murat Emir ise “Uzlaştık ifadesi Feti Yıldız’ın söylemidir. Komisyon’da görüşmeler devam edecek. Ancak söylediğim gibi, ortada net olarak uzlaştık gibi bir ifade yok, uzlaşma zemininde bir yakınlaşma var’ görüşünü dile getirdi.

UMUT HAKKI NEDİR?

Ceza hukukunda kullanılan bir kavram olan “Umut hakkı” hükümlülerin belirli koşullar altında yeniden topluma kazandırılma ve serbest bırakılma hakkını ifade ediyor.

Bu kavram, özellikle ağır cezalar almış ya da ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış kişileri kapsıyor. Umut hakkı, cezanın infazı sırasında hükümlünün pişmanlık göstermesi, topluma yeniden kazandırılma potansiyelinin bulunması ve iyi hal gibi unsurlar göz önüne alınarak belirli bir süre sonra serbest kalma umuduna sahip olmasına olanak sağlıyor.

EPSTEİN SKANDALLARI

ABD’yi saran Epstein skandalları ile ilgili 3 milyon yeni dosya yayınlandı. İki bin video, 180 bin görüntü var.

Belgeler bu kez doğrudan Trump’ı hedef alıyor. Bazı belgeler sansürlense de, Trump’ı istifaya zorlayacak bilgiler olduğu söyleniyor.

ABD yönetiminde, İsrail istihbaratının ağına takılmayan, pedofili tuzağına düşmeyen hemen kimse yok gibi. Eski ve yeni farketmiyor. İsrail istihbaratı Trump’ı tam anlamıyla rehin almış, istediğini yaptırıyor. Muhtemelen İran’a saldırtacak, zira bunun için Trump’a şantaj yapıyor.

ASIL MESELE

“Asıl mesele fotoğraflar değil. Asıl mesele bu fotoğrafların kimlerin önüne, hangi karar anlarında sürüldüğüdür diyor Paksoy Menü Tasarımın sahibi Murat Aktaş. Linkedin‘deki hesabında şöyle devam ediyor Aktaş:

Epstein dosyaları bir “ahlak skandalı” değil; küresel şantaj mekanizmasının vitrini. Bu dosyalar, siyasetçilerin ve karar vericilerin nasıl kontrol altına alındığını gösteriyor. Devletler arası ilişkilerde bazen füze değil, dosya konuşur.

Bu yapıların yıllarca korunmuş olması tesadüf değil. Bazı istihbarat servislerinin bu ağlara göz yumması – hatta yönlendirmesi – uluslararası siyasetin kirli ama bilinen yöntemlerinden biri. İsrail başta olmak üzere bazı aktörlerin, bu tür dosyaları baskı ve şantaj aracı olarak kullandığı iddiası “komplo” diye geçiştirilecek kadar zayıf değil; aksine güç dengeleriyle uyumlu.

Ve mesele sadece ABD ya da Batı değil.

Türkiye için ortaya atılan iddialar da bu yüzden ciddiye alınmak zorunda.

Son yıllarda kaybolan çocuklar, faili meçhul vakalar, insan ticareti iddiaları…

Bunların Epstein dosyalarıyla doğrudan bağlantısı olduğuna dair henüz kanıtlanmış bir belge yok, evet.

Ama şu soru ortada duruyor ve cevap bekliyor:

Bu kadar büyük bir küresel ağ varken, Türkiye’nin tamamen dışında kaldığını mı sanıyoruz?

Eğer bu dosyalarda Türkiye’yi işaret eden en ufak bir şüphe varsa bile, bu siyasi polemik konusu değil, devletin namus meselesidir. Kaybolan çocuklar “istatistik”, iddialar “dedikodu” değildir. Üzerine gidilmezse, bir ülke sessizce rehin alınır.

Bugün bir lider İran’a saldırmayı reddettiğinde ertesi gün “yeni görüntüler” servis ediliyorsa, sormamız gereken şudur:

Bu dosyalar adalet için mi açılıyor, yoksa itaat sağlamak için mi?

Gerçek şu:

Bu kirli ağlar sadece bireyleri değil, ülkelerin iradesini hedef alıyor.

Epstein meselesi bir pedofili davası değil, egemenlik ve bağımsızlık meselesidir.

Ve bu yüzden susmak, tarafsızlık değil; zafiyettir.’

remzidilan_48@hotmail.com

Remzi Dilan