Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

DEPREM Mİ ÖLDÜRÜR YOKSA İHMAL Mİ?

Bu haberin fotoğrafı yok

6 Şubat…

Sadece takvim yapraklarında bir tarih değil artık; bu ülkenin hafızasına çakılmış, saati hiç ilerlemeyen bir kırılma anı.

Geceyle sabahın birbirine karıştığı o uğursuz saatlerde sadece binalar yıkılmadı. Şehir planlaması, denetim mekanizmaları, vicdan terazisi…

Hepsi aynı enkazın altında kaldı…

 

Aradan zaman geçti. Acının ilk günkü harareti soğudu belki ama sorular hâlâ sıcak. Değişmeyen çok şey var. Binlerce hayat ise baştan sona değişti. Hem de geri dönülmez biçimde…

 

Bir çocuk odasında büyüyemedi.

Bir annenin mutfağı bir daha hiç dağılmadı.

Bir babanın eve dönüş saati sonsuza kadar gecikti.

 

Yiten sadece canlar değildi; yarım kalan hikâyelerdi. Nişan yüzüğü enkazdan çıkan, düğün günü toprağa verilen gençlerdi. Sınava hazırlanan ama adı artık yoklama listesinde okunmayan öğrencilerdi. Henüz konuşmayı öğrenmişken suskunluğa gömülen bebeklerdi.

 

Ve biz… Bir süre ağladık, öfkelendik, andık. Sonra gündem değişti.

Oysa deprem değişmedi.

 

Türkiye bir deprem ülkesi. Bu cümle o kadar sık tekrarlandı ki anlamını yitirdi. Bir kader cümlesine dönüştürüldü. Oysa kader değil, hazırlık meselesiydi.

 

Aynı fay hatları Japonya’nın da altından geçiyor. Aynı sarsıntılar Tokyo’yu da yoklayabilir. Ama sonuçlar aynı olmuyor.

Çünkü Japonya depremi beklemiyor; depremle yaşamayı yönetiyor.

Bilimle inşa ediyor.

Denetimi tavizsiz uyguluyor.

Eğitimi ilkokuldan başlatıyor.

Toplanma alanını imara açmıyor.

Acil durum planını raf süsü yapmıyor.

 

En önemlisi, felaketi unutmuyor.

Bizde ise her depremden sonra aynı döngü kuruluyor:

Önce büyük acı.

Sonra büyük sözler.

Ardından yavaşlayan gündem.

Ve nihayet unutuluş.

 

Oysa unutulan her ihmal, bir sonraki depremin enkazına tuğla oluyor.

 

6 Şubat bize şunu gösterdi:

Binalar betonla değil, zihniyetle ayakta durur.

 

Eğer o zihniyet çürükse, en yeni bina bile mezara dönüşür.

Kayıpların hesabı çok net.

Resmî rakamlarla on binler.

Gerçek hayatta ise her biri bir evren.

 

Bugün 6 Şubat’a bakarken mesele sadece yas tutmak değil. Yas zaten tutuldu. Tutulmaya da devam edilecek.

Asıl mesele şu:

Aynı acıyı yeniden yaşamamak için ne yapmalıyız?

Şehirlerimizi daha mı güvenli hale getirmeliyiz.

Denetimleri daha da sıkılaştırmalıyız.

İmar afları artık tarihe karışmalı.

Toplanma alanları da mutlaka koruma altında olmalı.

 

6 Şubat’ın yıldönümünde, yitirdiklerimiz için yapılacak en doğru saygı duruşu; hamasi cümleler kurmak değil, somut değişimi başlatmaktır.

 

Unutmamak bir erdem değil, zorunluluktur.

Hatırlamak acıtır ama hayatta tutar.

 

Ve gerçek şu:

Deprem öldürmez.

İhmal öldürür.

Ayşegül Çelebi