Birçok Arap ülkesi ve Avrupa Birliği yönetimi, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’nın bazı bölümlerini kendi toprağı olarak tescil etmeye yönelik planını kınadı. Söz konusu adımın daha fazla yasadışı yerleşimin önünü açacağı belirtiliyor.
“Fiili ilhak” olarak görülen süreç 15 Şubat Pazar günü geç saatlerde resmen başlatıldı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı, bu adımın yasal anlaşmazlıkların çözümü için hakların şeffaf ve kapsamlı bir şekilde açıklığa kavuşturulmasını sağlayacağını savundu. Bakanlık ayrıca, Filistin Yönetimi kontrolündeki bölgelerde yasadışı arazi kayıtları yapıldığı iddiasını gerekçe gösterdi.
Filistin Yönetimi ise fiili ilhak sürecinin başlamasını ve Filistin devletinin temellerinin sarsılmasını önlemek amacıyla uluslararası müdahale çağrısında bulundu.
Türkiye, Suudi Arabistan, Mısır, Katar ve Ürdün de kararı kınayan ülkeler arasında yer aldı.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria’ya egemenlik dayatmasını “mekansal soykırım” olarak nitelendirdiği bir paylaşım yaptı.
Avrupa Birliği de İsrail’i bu adımdan vazgeçmeye çağırdı. AB Dışişleri Sözcüsü Anouar El Anouni, ilhakın uluslararası hukuka göre yasadışı olduğunu bir kez daha vurguladıklarını ifade etti.
İsrail’de faaliyet gösteren yasadışı yerleşim karşıtı sivil toplum kuruluşu Peace Now ise gelişmeyi “büyük bir toprak gaspı” olarak nitelendirdi.
Adım Neleri İçeriyor
Atılan adım, Batı Şeria’da mülkiyet hukuku, planlama, ruhsatlandırma ve uygulama açısından İsrail’in bölgedeki kontrolünü artırmayı amaçlıyor. Yeni Yahudi yerleşimlerine olanak sağlayan düzenlemenin amacını İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, Filistin devleti fikrini öldürmeye devam edeceklerini söyleyerek açıkladı.
Uluslararası hukuka göre tüm yerleşimler yasa dışı kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler, Batı Şeria’daki yerleşimlerin izleme faaliyetlerinin başlamasından bu yana en hızlı şekilde genişlediğini duyurdu.
Söz konusu düzenlemeler arasında Batı Şeria’daki arazilerin doğrudan Yahudilere satışına ilişkin on yıllardır uygulanan yasağın kaldırılması ve yerel tapu kayıtlarının gizliliğinin sona erdirilmesi de bulunuyor. Daha önce yerleşimciler yalnızca İsrail hükümeti tarafından kontrol edilen arazilerdeki kayıtlı şirketlerden ev satın alabiliyordu.
İsrailli bakanlar bu değişikliği şeffaflığı artıracak ve toprakların geri alınmasını kolaylaştıracak bir adım olarak tanımladı. İsrail Dışişleri Bakanlığı ise Yahudiye ve Samiriye’deki gayrimenkul alımlarında Yahudilere, Amerikalılara, Avrupalılara ve Arap olmayanlara karşı ayrımcılık yapıldığı yönündeki uygulamanın düzeltildiğini belirtti.
İsrail kabinesi ayrıca gayrimenkul alımını tamamlamak için gerekli işlem iznine ilişkin yasal zorunluluğu kaldırdı ve dolandırıcılığı önlemeye yönelik teftişleri azalttı. Filistinliler ise bu değişikliklerin bireyler üzerinde satış baskısını artırabileceğini, sahtecilik ve aldatma riskini yükseltebileceğini dile getirdi.
İbrahimi Camii ve Hassas Bölgeler
Tartışmalı adımlar arasında El Halil kentindeki önemli bir dini alan ile çevresindeki hassas bölgelerde inşaat ruhsatı yetkisinin yalnızca İsrailli makamlara devri de bulunuyor.
İbrahimi Camii ve Atalar Mağarası; Yahudiler, Müslümanlar ve Hristiyanlar tarafından İbrahim, İshak ve Yakup’un mezar yeri olarak kabul ediliyor. Burası Yahudiler için en kutsal ikinci, Müslümanlar için ise en kutsal dördüncü mekan olarak görülüyor.
İsrail kurumlarına ayrıca Filistin Yönetimi’nin idaresindeki bölgelerde çevre ve arkeoloji alanlarında denetim ve yaptırım yetkileri verilecek. Bunun yanında, İsrail devletinin Batı Şeria’da proaktif toprak alımları yapmasına imkan tanıyacak bir komite yeniden faaliyete geçirilecek.
İsrail bu adımı, gelecek nesiller için yerleşim toprak rezervlerini güvence altına almayı amaçlayan bir düzenleme olarak sunuyor.
Oslo Anlaşmaları ve Mevcut Durum
1993 Oslo Anlaşmaları sonrasında kurulan Filistin Yönetimi’ne A Bölgesi olarak bilinen Filistin kentsel alanlarının yaklaşık yüzde 20’sinde tam kontrol verildi. Benzer büyüklükteki B Bölgesi’nde idari kontrol Filistin Yönetimi’nde kalırken, güvenlik İsrail tarafından sağlandı. C Bölgesi olarak bilinen ve yerleşimlerin bulunduğu Batı Şeria’nın yaklaşık yüzde 60’ında ise İsrail hem güvenlik hem idari kontrolü elinde bulunduruyor.
İsrail’in 1967 Altı Gün Savaşı’nda Ürdün’den ele geçirdiği Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te 700 binden fazla İsrailli yerleşimci yaşıyor. Filistinliler ise bu toprakları Gazze Şeridi ile birlikte bağımsız bir devlet kurmak için talep ediyor.
Trump yönetimi İsrail’in Batı Şeria’yı ilhakını reddetmiş ancak hızlanan yerleşim inşaatlarını da kontrol altına almamıştı. Kendisi de yerleşimci olan ve yerleşimci yanlısı bir partinin genel başkanı olan Smotrich, Batı Şeria’daki yerleşimci nüfusunu iki katına çıkarma sözü verdi.
İsrail kabinesi Aralık ayında 19 yeni yerleşim yeri inşası önerisini onayladı. Ayrıca Kudüs yakınlarında E1 olarak bilinen ve Batı Şeria’nın kuzeyi ile güneyini fiilen ayıracak tartışmalı bir yerleşim projesinin inşasına başlanması planlanıyor.
Birleşmiş Milletler verilerine göre sadece 2025 yılında 37 binden fazla Filistinli yerinden edildi ve İsrailli yerleşimcilerin neden olduğu şiddet olayları da rekor seviyelere ulaştı.
