Eski Ulaştırma Bakanı Arif Ahmet Denizolgun’un 7 Eylül 2016 tarihindeki ölümüne ilişkin yürütülen soruşturmada, dosyanın seyrini tamamen değiştiren 25 Ağustos 2026 tarihli adli tıp bilirkişi raporu ortaya çıktı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Bürosu, 10 yıl sonra ulaşılan otopsi videolarının ardından olayı “şüpheli ölüm” statüsüne alarak Alihan Kuriş ve diğer şüpheliler hakkında “Adam Öldürme” suçlamasıyla soruşturmayı derinleştirdi.

Otopsi Videolarından Şok Bulgular: Göğüste 4 Morluk ve Yastıkla Boğulma İhtimali
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Alkan tarafınca otopsiye ait 145 fotoğraf ve video kaydı üzerinde yapılan detaylı incelemede şu kritik verilere ulaşıldı:
Denizolgun’un sağ meme altından göğüs ortasına doğru 4×6 cm, 3×5 cm, 2×4 cm ve 1×2 cm boyutlarında sıralanan 4 ayrı morluk tespit edildi. Bu lezyonların alt dokularında kanama bulunması, izlerin ölümden hemen önce meydana geldiğini gösterdi.
Raporda, göğüsteki izlerin yerleşimi dikkate alındığında göğse dizle basılarak ağız ve burnun yastıkla kapatılması suretiyle nefessiz bırakılarak öldürülmüş olma ihtimalinin bilimsel ve objektif olarak dışlanamayacağı kayda geçirildi.
Dokularda ve Çürüme Sıvısında Ağır Metaller Saptandı
2016 yılındaki toksikolojik inceleme verilerini inceleyen bilirkişi, Denizolgun’un dokularında ve cenazenin çürüme sıvılarında baryum, arsenik, kadmiyum, cıva ve nikel gibi ölümcül ağır metallere rastlandığını açıkladı.
Ancak ağır metallerin miktar düzeyleri raporda belirtilmediği için bu maddelerin beyin kanamasını tetikleyip tetiklemediğinin veya doğrudan zehirlenmeye yol açıp açmadığının netleştirilmesi amacıyla Fethi Kabir (mezar açma) işlemi sonrası alınan yeni numunelerin analizine karar verildi.

10 Yıl Önceki “Doğal Ölüm” Raporuna Soruşturma ve Sahtecilik İncelemesi
Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesi’nin 17 Ekim 2016’da verdiği “beyin kanamasına bağlı doğal ölüm” raporunda imzası bulunan doktorlar hakkında inceleme sürerken, otopsi videosunun savcılıktan gizlendiği de ortaya çıktı.
Savcılığın 2026 yılı içerisindeki 3 ayrı talebine “Kayıt yoktur” yanıtı veren ancak 18 Ağustos 2026’da videoyu savcılığa teslim eden Adli Tıp Kurumu idarecisi hakkında “Resmi Belgede Sahtecilik” suçundan soruşturma başlatıldı.
Nihai ölüm nedeninin ve mekanizmasının saptanması amacıyla dosya, Adli Tıp Kurumu 1. ve 5. Adli Tıp İhtisas Kurullarının müşterek kuruluna sevk edildi.

