Aynı günlerde bağımsızlık girişiminde bulunan Ukraynalılar ve Don Kozaklarına temsilciler gönderildi, iki tarafla da ittifak oluşturuldu.
Zeki Velidi’nin gayretleri ile Tamyan, Tüngevtr, Karagay, Kıpçak ve Bürcen kantonlarındaki Türklerden küçük çeteler oluşturuldu.
İlk etapta bu çeteler 57 civarındaydı.
Kurulan çeteler ile ülke güvenliğini sağlayacak, bu süreçte asker toplayıp düzenli ordu kuracaklardı.
Propaganda çalışmalarına hız verildi. Halka dağıtmak üzere bildiriler hazırlandı.
Başkurt Türklerinin bağımsızlık davasını anlatmak ve yardım almak amacı ile Japonya’ya varıncaya kadar, birçok ülkeye ve yerel topluluklara temsilciler gönderildi.
*
Burada küçük bir hatırlatma yapalım: Japonya, o tarihte Kore’nin tamamına ve Mançurya’da önemli topraklara sahipti. Rusya ile uzun süredir savaş halinde olan Japonlar, Çarlığa karşı bağımsızlık mücadelesi veren millet ve topluluklara, silah dâhil her türlü desteği sağlıyordu.
1904 -1905 yılları arasında Ruslarla – Japonlar arasında büyük bir savaş yaşanmıştı. Rusya’nın Asya kıtasındaki topraklarına göz diken Japonlar, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ediyorlardı.
*
Başkurtlar yeni ordu kurma hazırlıkları yaparken Kızıl Ordu baskını geldi.
Büyük bir kuvvetle aniden saldıran Bolşevikler, Başkurdistan’ın büyük bölümünü ele geçirdiler. Orenburg’u da işgal eden Kızıl Ordu subayları, Zeki Velidi’yi tutuklayıp hapse atmıştı.
Zeki Velidi’nin birkaç gün içinde kurşuna dizilmesi bekleniyordu.
Don Kozakları ve Başkurtlar, Orenburg’u basarak cezaevine atılan Başkurtları kurtardılar, ancak Zeki Velidi’nin kaldığı bölümü bulamadılar.
Başkurtların geri dönerek kendisini öldürmelerinden endişe eden cezaevi müdürü, Zeki Velidi’yi sessizce serbest bırakarak, kaçmasını sağladı.
*
Bu arada önemli bir olay daha yaşandı.
Çek ve Slovak askerlerden oluşan Çekoslovak lejyonları, Birinci Dünya Savaşı’nda Avusturya – Macaristan ordusundan ayrılarak Rusya tarafına geçmiş kuvvetlerdi.
Bolşevikler 1918 baharında Rusya’yı savaştan çektiğinde, yaklaşık 40 bin iyi silahlanmış Çek ve Slovak kendilerini kapana kısılmış halde bulmuştu.
Çelyabinsk’te bulunan Çekoslovak lejyonları, 27 Mayıs akşamı Sovyetlere karşı isyan ederek, bu şehir ile Omsk arasındaki demir yolu istasyonlarını bir gecede idareleri altına aldılar.
*
Ortaya çıkan gelişme Başkurtlar açısından büyük bir avantaj oldu. Bolşevik tehlikesi bir süreliğine de olsa ortadan kalkmıştı.
Zeki Velidi, kurdukları çeteler ile Çekoslovak lejyonlarına katılarak, Çelyabinsk’te milli ordu oluşturmayı; buradan harekete geçerek, Bolşevikleri yenilgiye uğratıp Başkurdistan’dan çıkarmayı planlamıştı.
125 kilometrelik mesafeyi at üzerinde giden Zeki Velidi 29 Mayıs sabahı Çelyabinsk istasyonunda Çekoslovakların karargâhına ulaştı.
Hareketin başkanı ve lejyon reisi olan Bogdan Pavlo’nun yanına gitti; “Orenburg’da Bolşeviklerin hapishanesinden kaçan, Başkurdistan hükümet azasıyım” diye kendini tanıttı.
Üzerinde gayet tuhaf bir Başkurt köylü elbisesi ve epey uzamış sakalı olmasına rağmen lejyon reisi Bogdan Pavlo, ona tereddütsüz inandı.
Az sonra İhtilal Komitesinin diğer üyeleri Doktor Pateydel ve Doktor Hırs de yanlarına geldi. Lejyon Reisi Bogdan Pavlo, Velidi’yi onlara tanıttı.
Başkurt ordusu kurmak üzere çalışmalar yaptığını belirten Velidi, Tamyan, Tüngevtr, Karagay, Kıpçak ve Bürcen kantonlarında faaliyet yürüten 57 çeteleri olduğunu anlattı.
Silah ve mühimmata ihtiyaçları olduğunu söyledi.
Başkurtların gelmesi ile daha da güçlü olacaklarını düşünen Çekoslovak Lejyonlarının Reisi Bogdan Pavlo, silah ve cephane dâhil her türlü ihtiyaçlarını temin edeceklerini, Başkurt hükümetinin karargâh olarak kullanması için şehrin ortasında büyük bir ev ayıracaklarını söyledi.
Velidi, kendisini daha önce hiç görmemiş olan Çekoslovakların, orada anlattıklarına hiç tereddütsüz inanmalarına, hatta hemen ev ayarlamalarına hayret etmişti.
Reis Bogdan Pavlo’nun görevlendirdiği bir Çek subayı elinde anahtarlar olduğu halde Velidi’yi götürerek, Başkurtlar için tahsis edilen evi gösterdi ve anahtarları ona verdi.
Derhal çalışmaya başlayan Velidi bazı arkadaşlarına telefonla ulaştı, bazılarına telgraf çekti, bazılarına ise atlı elçiler gönderdi. Böylece, ötede beride gizlenmiş olan Başkurt hükümet görevlileri, Çelyabinsk şehrine gelerek Velidi’nin etrafında toplandılar.
İki gün içerisinde yanına gelen Başkurt asıllı etnograf Yüzbaşı Alimcan Tagan (Togan) ve Başkurt Teğmen Arif Muhammedyarov ile birlikte ordu kurmak üzere çalışmaya başladı. Polonya Türklerinden İsmail Muhliya ve Tatarlardan Osman Tertgulov ismindeki subaylar da onlara katıldı.
Seferberlik hazırlıklarına başladılar.
1 Haziran’da kısmi seferberlik ilan ederek, Başkurt hükümeti mührü ile bastırdıkları emirnameleri Çelyabinsk vilayetindeki bazı Başkurt kasabalarına gönderdiler.
Kısa süre sonra ülkenin dört bir yanından Başkurt gönüllüler Çelyabinsk şehrine akmaya başladı.
Gönüllüler derhal silahlandırıldı. Askeri talimlere geçildi.
Beyaz Rus ordusu komutanlarından General Kanjin’in yardımı ile büyük bir mühimmat deposu Başkurt ordusuna tahsis edildi.
Bu depo Başkurdistan hükümet merkezi olarak kullanılmaya başlandı.
Çelyabinsk’daki bu mühimmat deposunda 7 Haziran günü hazırlanan bir bildiri ile Başkurdistan milli hükümetinin yeniden kurulduğu tüm ülkeye ilan edildi.
Bildiride, ülke genelinde seferberlik ilan edildiği de duyuruldu.
İlk seferde iki kura asker hizmete alınacaktı.
Başkurdistan Milli hükümeti kuruldu. Zeki Velidi, Harbiye Nezareti idaresini üzerine aldı.
Polis vazifesi yapacak olan bir milis teşkilatı kuruldu.
*
Burada küçük bir açıklama yapalım.
Başkurtlar, silah – cephane ve mühimmatı Çelyabinsk şehrini ele geçiren Çekoslovaklardan alıyordu.
Peki, bu silah, cephane ve mühimmat Çekoslovaklara nereden geliyordu?
Tabii ki İngilizlerden geliyordu.
Böyle bir zamanda başka yerden silah, cephane ve mühimmat temin etmek zaten mümkün değildi.
Üstelik bunları ücret ödemeden alıyorlardı.
Çelyabinsk şehrini kendilerine merkez seçen Başkurtlar, Çekoslovaklar, Ukraynalılar ve Polonyalılar bu dönem birlikte hareket ettiler.
Bolşevik Kızıl Ordu’ya karşı birçok cephede omuz omuza savaştılar.
Aralarında çok kanlı geçen savaşlar yaşandı.
*
Bölükler ve taburlar oluşturan Başkurtlar şimdi de bir alay kurmak için çalışmaya başlamışlardı.
Süvari ve piyade alayları ile teknik kıtalar kurulacak, ardından bir kolordu oluşturulacaktı.
Başkurt Ordusu’nun bel kemiğini Rus ordusu içinde de savaşmış olan deneyimli süvari alayları oluşturuyordu.
Bu askerler dönemin askeri üniformalarını giydiler, geleneksel kürk kalpaklarıyla diğer askerlerden rahatlıkla ayırt edilebiliyorlardı.
İkinci süvari alayı oluşturulurken, askerlerin kollarına ay yıldız ve Arapça 2 işareti dikildi. Daha sonra bu işaret ordudaki tüm askerlerin üniformasına eklendi.

Çekoslovak lejyonunda, tamamen zırhla kaplanmış bir tren vardı.
Orlík ismi verilen bu tren, dönemi için gerçek bir “kale” gibiydi; üzerinde döner taretlere monte edilmiş Putilov sahra topları ve çok sayıda makineli tüfek bulunuyordu.

Orlik dışında, ellerinde başka trenler de vardı. Bu trenler makineli tüfekler ve toplarla teçhiz edilmişti.

1918 yılı 1 Temmuz günü, Çekoslovak lejyonu ve Başkurtlar, Turgayak istasyonunda Kızıl ordu kuvvetlerini müthiş bir bozguna uğrattılar.
Daha sonra Trans – Sibirya demiryolunu korumak için Yekaterinbug’a doğru ilerlemeye başladılar.

Çar ve ailesi bu şehirde Bolşevikler tarafından gözetim altında tutuluyordu.
Başkurt – Çekoslovak ordusunun yaklaştığını öğrenen Bolşevikler paniğe kapıldılar.
Çar ve ailesini gözetim altında tutan Bolşevik muhafızlara, şüpheli bir durum hissetmeleri halinde tüm aileyi infaz etme görevi verilmişti.
Başkurt ve Çekoslovak kuvvetlerin yaklaştığını öğrenen muhafızlar, Rus Çarı 2. Nikolay, İmparatoriçe Alexandra ve çocukları Olga, Tatiana, Maria, Anastasia ile Veliaht Prens Alexei’yi 16-17 Temmuz gecesi kurşuna dizerek öldürdüler.
Başkurt – Çekoslovak kuvvetleri yaklaşık bir hafta sonra, 25 Temmuz’da şehri ele geçirdiler.
