Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

6 ŞUBAT YIKIMI VE HAFIZA

Bu haberin fotoğrafı yok

6 Şubat 2023..

Saat 04.17… Hemen ardından aynı gün saat 13.24

Öyle bir afet ve öyle bir yıkım ki; benim diyen ve süper güç olarak tanımlanan ülkeler bile altından kalkamazdı.

O günleri hatırladığımda aklıma hep bir anı gelir.

O dönem Show TV’nin Ankara Temsilcisi olarak görev yapıyordum.

Tabii ki tüm gücümüzle yaşanan yıkım ve acıyı ekrana taşımak için çabaladık.

Geçmişte 1,5 yıl kadar Başbakanlık Basın Müşavirliği kadrosunda görev yapmış ve bu süreçte özellikle de Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak ile birlikte AFAD’ta çalışmıştık.

Depremin üzerinden birkaç gün geçmişti ve ben de AFAD’da birlikte çalıştığımız daire başkanı bir arkadaşımı aramıştım.

Hayatı afetlerle, yıkımla, sürekli bir koşuşturma ile geçen arkadaşım o sırada K.Maraş’tan Malatya’ya yeni geçmişti.

Sahada yemeden, içmeden, uyumadan insanlara yardım için koşuşturuyordu.

Kısa bir sohbetin ardından yılların AFAD çalışanına, “Sahada durum nasıl?” diye sordum.

Sormaz olaydım.

O dağ gibi adam bir an sustu, söyleyecek doğru cümleyi bulmaya çalıştı, bulamadı ve hemen ardından telefonda hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

“Ben hayatımda böyle bir yıkım görmedim, bırak ABD’yi, 10 tane ABD bir araya gelse bu yıkımın altından kalkamaz” dedi.

Bu sohbetin ardından telefonu kapattım ama o hüzün geldi tüm ağırlığıyla içime çöktü.

Aradan tam 1 yıl geçti.

Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı ile birlikte depremin 1. Yılında Hatay’a gittik.

Gözlerime inanamadım.

Tüm Hatay adeta dev bir şantiye halindeydi.

72 ayrı şantiyede binlerce işçi çalışıyordu.

O yıkılmış Hatay silueti ortadan kalkmış, modern ve sağlam binalar yükselmeye başlamıştı.

Oradan, 1 yıl önce sahadayken konuştuğum aynı arkadaşımı aradım.

Bu kez keyfi yerindeydi, mutluydu, sesi cıvıl cıvıldı.

Yine sahada olduğunu, İskenderun’da bulunduğunu söyledi.

“Şimdi durumu nasıl görüyorsun?” diye sordum.

“Türk olmaktan, Büyük Türk Devletinin bir çalışanı olmaktan gurur duyuyorum, dünyada bizim 1 yılda yaptığımızı yapabilecek tek bir ülke yok, buna dünyanın tüm süper güçleri de dahil” yanıtını verdi.

 

Evet, 6 Şubat Depreminin yıldönümünde o dönemde yaşadıklarımı sizlerle paylaşmak istedim.

6 Şubat’ta yalnızca şehirler yıkılmadı.
Türkiye, cumhuriyet tarihinin en büyük felaketlerinden biriyle yüzleşti.
On bir il… Yüzbinlerce bina… Milyonlarca insan…
Tarifi zor, görüntüsü ağır, acısı hâlâ taze bir yıkım.

Bu kadar geniş bir coğrafyada, bu kadar derin bir yıkım…
Açık söyleyelim: Altından kalkılması neredeyse imkânsız görünen bir tabloydu.

Ama devlet dediğimiz şey tam da böyle zamanlarda sınanır.

İlk günlerin kaosu, iletişim kopuklukları, acı kayıplar elbette hafızamızda.
Ancak zaman ilerledikçe şunu gördük: Türkiye, bu devasa yıkıma rağmen olağanüstü bir organizasyonla ayağa kalkmayı başardı.

Enkaz aylar içinde kaldırıldı.
Geçici barınma alanları kuruldu.
Ardından kalıcı konutlar yükselmeye başladı.

Ve bugün geldiğimiz noktada şunu net biçimde görüyoruz: Yıkılan binaların yerine, çok daha sağlam, depreme dayanıklı, planlı yerleşim merkezleri inşa edildi.
Üstelik bu, dünyada örneği az görülen bir hızla yapıldı.

Rekor denilen şey bazen bir spor istatistiği değildir.
Bazen bir ülkenin, milyonlarca vatandaşını yeniden ev sahibi yapma süresidir.

6 Şubat bize şunu öğretti: Felaket ne kadar büyük olursa olsun, devlet ciddiyeti ve kararlılık varsa yaralar sarılabilir.
Ama bir şartla…
Unutmadan, ders çıkararak ve “bir daha asla” diyerek.

Bugün kaybettiklerimizi rahmetle anarken,
Bir gerçeği de not düşmek zorundayız: Türkiye, tarihin en büyük enkazlarından birini, zamanla bir yeniden doğuşa çevirmeyi başardı.

Bu başarıda emeği olan herkese şükranlarımla…

Faruk DEMİREL