“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu!” Düşüncelerimizin katlanması mı yoksa güzel zalim kaderin yumruklarına, oklarına diretip bela denizlerine karşı dur, yeter demek mi? Ölmek, uyumaktır sadece! Düşünün ki uyumakla yalnız uyumakla bütün acıları ve insanoğlunun çektiği bütün kahırları bitebilir. !!
William Shakespeare’ın en iyi oyunu olan ve üzerine binlerce kitap yazılan “Hamlet” ten en kısa bir alıntı ile “merhaba” demek istedim.
Son zamanlarda Türkiye’de bir çok birey kendini “yorgun” olarak hissediyor tanımlıyor. Sokaklarda, caddelerde kısa bir tartışmanın kavgaya dönüşmesi an meselesi. Üçüncü sayfa haberleri olarak tanımladığımız ölümlü adi vakalar birkaç sayfaya taşınır oldu. Miras kavgaları, ağır ve derin düşünceler içinde olan vatandaşlarımız, ekonomik belirsizlikler ve yoğun iş temposunun yarattığı gölge içerisinde hayat sürdürüyor.
Türk insanının işte bu ruh hali ile toplumsal mutluluğu nasıl yakalayacağız…
Bütün mesele bu!.
Geçtiğimiz yıl Birleşmiş Milletler’ in katkısıyla 147 ülke arasında yapılan değerlendirmeyle belirlenen Dünya Mutluluk Raporu’nda, Türkiye 94. sırada yer aldı.
Toplumun üzerinde çok ağır bir ekonomik yük bulunmaktadır. Son emekli maaşları, asgari ücrete yapılan zam, hayat pahalılığı; mutsuz bir ülkeye doğru gidişatı oluşturmuş durumdadır. Ne zengin; mutlu, ne de fakir. Artık orta halli vatandaş ta kalmadı.
Sadece sonradan zengin olanların görgüsüz ihtişamlı hayatları var.
Sanayicinin, üreticinin finansmana ulaşmakta yaşadığı zorluğu ciddi olarak Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in, “acil” koduyla oturup çözüme kavuşturması lazımdır.
İşletmelerin yaşadığı zorluğu kısa çay-kahve sohbetlerinde, nasıl isyana dönüştüğüne biz şahit oluyoruz. Sayın Bakan Mehmet Şimşek’e sokağa çıkıp halkı dinlemesini tavsiye ediyorum.
Ne güzel demiş; Oxford’un Refah Araştırma Merkezi müdürü Jan-Emmanuel De Neve,”Bu sosyal izolasyon ve politik kutuplaşma çağında, insanları tekrar bir araya getirmenin yollarını bulmalıyız. Bunu başarmak bireysel ve kolektif refahımız için kritik öneme sahip.”
TÜİK mi, EPDK mı?
Alattin Aktaş, meslekte duayen ve gazeteci bir abimiz. TÜİK verileri konusunda adeta başvuru adresi. Sosyal medya da attığı tweet çok hoşuma gitti. Müsaadesiyle alıntılıyorum.
“EPDK Başkanı, elektriğe dört yılda yapılan zam oranının % 89 olduğunu açıkladı.
Sayın Başkan, bu oranı TÜİK’e de söyleseniz de onlar da hesabı buna göre yapsaydı keşke!
Baksanıza TÜİK’e göre elektrik fiyatları dört yılda yüzde 233,96 artmış.
Yüzde 89 nere, yüzde 233,96 nere!
Bir karar verseniz!
Şimdi siz elektriğe yüzde 89’un üstüne zam yaptık diyeceksiniz, vatandaş yüzde 233,96’ya ek olarak gelecek zam şeklinde yaşayacak.”
———-
Piyasalar ve Ortadoğu:
Dünya kamuoyunun, yeni yılın ilk ayının gündemine ABD – Venezuella krizi ile başladı. Akabinde İran’da hayat pahalığı ile başlayan olaylara Trump’ın İran’a sözlü uyarısı duruma göre müdahalede bulunma söylemleri, İran dini liderinin ise Trump’a verdiği cevaplar derken piyasalar yeniden Ortadoğu odaklı bir sürece girmiş durumda.
Jeopolitik riskin boyutu ve önem derecesi yüksek seyrediyor. Bu jeopolitik riskler ister istemez emtia cephesine destek olmaya devam edecek.
Piyasalarda eğer ciddi bir risk oluşursa asıl riskin petrol cephesinde olağan dışı fiyatlamalarla görülebilir.
Zira Trump’ın ABD’li petrol firmaları ile geçen hafta buluşması son derece önemli. Yollar ABD ve İsrail’e çıkacak…
Bütün bunlara karşı ülkemizdeki piyasalara baktığımızda, Borsa İstanbul’da yükselişin devamı edeceğini görebiliriz.
Döviz cephesinde küçük küçük hareketler olur. Özellikle 22 Ocak’ta TCMB’nin faiz kararı önemli. Sohbet ettiğimiz piyasa oyuncuları TCMB’nin faiz indirimini 150,200 bp olarak öngörüyor.
Tabi bu arada, 23 Ocak’ta Fitch ve Moodys’ın Türkiye kredi notu ve not görünümü değerlendirmeleri para piyasaları için önemli bir konu…
Ekonomist Olmayanlar İçin Ekonomi Nasıl Yönetilir?
Değerli hocamız ve dostumuz, Prof. Dr. Murat Yülek, yazdığı Ekonomist Olmayanlar İçin Ekonomi Nasıl Yönetilir? Kitabını alıp okumalarını tavsiye ediyorum. Ekonomist olan Bakanlarımız için de dahil!!
Ne diyor kitabında Yülek, “İnsanların ve daha geniş anlamda ülkelerin yaşayabilmek ve ihtiyaçlarını karşılayabilmek için gerçekleştirdiği tüm faaliyetlere ekonomi diyorsak, ekonominin tüm zamanların en önemli konusu olduğunu düşünmek yanlış olmaz. Peki, bizi bu kadar yakından ilgilendiren bir konuda ne kadar bilgi sahibiyiz?
Yaşadığımız ülkede ve dünya ülkelerinde çarklar nasıl dönüyor? Kazanmak için bu kadar çabaladığımız, dişimizi tırnağımıza taktiğimiz paranın değeri neden bu kadar degişken? Hangi hükûmetler hangi ekonomi politikalarını uygulayarak bugünlere geldi? Bir devlet sabahları kazdıkları çukurlar aksamları kapatsınlar diye insanları neden ise alır ya da susamamış bir atı nehir kenarına getirip su içmeye neden zorlar ya da gri filler dururken neden beyaz fillere yatırım yapar?”
