PISA 2025 sonuçları Türkiye açısından dikkat çekici bir yükselişe işaret ediyor.
Ancak sadece puanlara ve ülke sıralamalarına bakıp “başarılı olduk” demek yeterli değil.
Asıl sorumuz şu olmalı:
Türkiye, öğrencilerine bilgiyi kullanma, yorumlama, problem çözme ve akıl yürütme becerisini gerçekten kazandırabiliyor mu?
RAKAMLAR NE SÖYLÜYOR?
PISA 2025’te Türkiye;
Fen bilimlerinde 494 puanla 19’uncu,
okuma becerilerinde 472 puanla 18’inci,
matematikte 462 puanla 28’inci sırada yer aldı.
Daha önemlisi;
Türkiye fen bilimleri ve okumada OECD ortalamasının üzerine çıktı.
Matematikte ise OECD ortalaması olan 463 puanın yalnızca bir puan gerisinde kalarak OECD düzeyine ulaştı.
Bu tablo küçümsenecek bir gelişme değildir.
2015’TEN BUGÜNE CİDDİ BİR TOPARLANMA VAR
2015 yılında Türkiye’nin PISA puanları;
Matematikte 420,
okumada 428,
fen bilimlerinde 425 idi.
2025 yılında ise;
Matematik 462,
okuma 472,
fen bilimleri 494 puana yükseldi.
Özellikle fen bilimlerindeki gelişme oldukça dikkat çekici.
OECD verilerine göre Türkiye, 2022–2025 döneminde matematik, okuma ve fen bilimlerinin üçünde birden performansını artırabilen az sayıdaki ülkeden biri oldu.
Buraya kadar tablo olumlu.
Ancak mesele burada bitmiyor.
PISA BİZE SADECE “KAÇ PUAN ALDIN?” DİYE SORMUYOR
Eğitim sistemlerinin başarısını yalnızca ülke sıralamaları üzerinden okumak büyük bir hata olur.
Asıl bakmamız gereken şudur:
Öğrenci okuduğunu gerçekten anlayabiliyor mu?
Öğrendiği bilgiyi yeni bir probleme aktarabiliyor mu?
Ezberlediği cevabı tekrar etmek yerine yorum yapabiliyor mu?
Matematiği günlük hayatın içinde kullanabiliyor mu?
Bilimsel bir veriyi analiz edebiliyor mu?
Kanıt ile görüşü birbirinden ayırabiliyor mu?
Eleştirel düşünebiliyor mu?
Çünkü PISA’nın ölçmeye çalıştığı temel anlayış şudur:
“Ne kadar bilgi biliyorsun?” değil,
“Bildiğin bilgiyi ne kadar kullanabiliyorsun?”
İŞTE TÜRKİYE’NİN ASIL SINAVI BURADA BAŞLIYOR
PISA 2025’te Türkiye’de öğrencilerin yaklaşık %81’i fen bilimlerinde, %76’sı okumada asgari yeterlik düzeyine ulaştı.
Fakat matematikte bu oran yaklaşık %64.
Başka bir ifadeyle öğrencilerin yaklaşık üçte biri matematikte temel yeterlik seviyesinin altında.
Üstelik yeni dünyanın kritik becerilerinden biri olan hesaplamalı problem çözmede Türkiye’nin puanı 473 iken OECD ortalaması 500.
Demek ki yükseliyoruz.
Ama henüz yolun sonuna gelmiş değiliz.
TÜRKİYE İÇİN ASIL MESELE: KALICI ÖĞRENME
Bundan sonraki eğitim politikalarının odağında yalnızca daha fazla konu anlatmak veya öğrenciyi daha fazla test çözmeye yönlendirmek olmamalıdır.
Odağımız;
okuduğunu anlama,
yorumlama,
problem çözme,
eleştirel düşünme,
bilgiler arasında ilişki kurma,
beyni etkin kullanma
ve kalıcı öğrenme
olmalıdır.
Çünkü öğrencinin sınavdan yüksek puan alması başka bir şeydir;
öğrendiği bilgiyi hayatın içinde kullanabilmesi bambaşka bir şeydir.
Bir öğrencinin hafızasına ne kadar bilgi yüklediğimizden çok, o bilgiyle ne yapabildiğine bakmalıyız.
SONUÇ
PISA 2025 Türkiye’ye iki önemli mesaj veriyor.
Birincisi: Türkiye yükseliyor.
Bunu veriler açık biçimde ortaya koyuyor.
Ancak ikinci mesaj çok daha önemli:
Bu yükselişi kalıcı hâle getirmek istiyorsak, ezberleyen öğrenciden düşünen öğrenciye geçmek zorundayız.
Çünkü 21. yüzyılda eğitimde gerçek başarı;
öğrencinin ne kadar çok bilgi depoladığıyla değil,
bilgiyi ne kadar doğru analiz ettiği, yorumladığı, dönüştürdüğü ve kullandığıyla ölçülecektir.
PISA’da yükselmek önemlidir.
Ama asıl hedefimiz PISA sıralaması değil, düşünebilen bir nesil yetiştirmek olmalıdır.
Behçet KARABULUT
Eğitim ve Kariyer Planlama Uzmanı
