Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

ADALETE GİDEN YOL HUKUKU ANLAMAKTAN GEÇER

Bu haberin fotoğrafı yok

Gelişen ve değişen Dünyada olduğu gibi ülkemizde de ben ve benim gibi hukukçular açısından makale, köşe yazısı yazmak için bir çok konu mevcut. Hatta öyle ki; ülkemizde hukuki çerçevede yazı yazılacak konular özellikle son zamanlarda bırakın haftalık, günlük değişimi anlık değişiklikler gelişimler göstermektedir.

Ancak yazmaktan daha önemlisi yazılanın, anlaşılır, yol gösterici, öğretici ve düşüncürücü olması gerektiğine inanıyorum. Anlaşılırlık noktasında ülkemizde belki de en zor alanlardan birinin de Hukuk olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız. Hukuk çoğu insan için karmaşık, anlaşılması güç kanun maddelerinden, kavramlardan ve yalnızca avukatları veya hakim, savcıları ilgilendiren bir alandan ibaret gibi görünür.
Oysa hukuk, sandığımızdan çok daha fazla hayatın içindedir, hatta belki de hayatın bizzati kendisidir. Evlilikte, alışverişte, bindiğimiz dolmuşta, bugün hemen herkesin hesap sahibi olduğu sosyal medyada paylaşılan cümlelerde ve hatta susmayı tercih ettiğimiz anlarda bile hukuk bizimle birliktedir.

Hele ki “ Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz” prensibinin var olduğu hukuk sistemimizde hukuk okuryazarlığı, sadece iş hayatında fark yaratan bir özellik değil, temel bir vatandaşlık becerisi olarak karşımıza çıkmaktadır.

Hukuk okuryazarlığı, bireyin haklarını, yükümlülüklerini ve hukuki süreçleri temel düzeyde anlayabilmesi anlamına gelir. Bu durum asla, herkesin kanun maddelerini ezberlemesi gerektiği anlamına gelmemektedir. Ancak bir haksızlıkla karşılaştığında nereye başvuracağını bilmek, imza atmadan önce neye onay verdiğinin farkında olmak ve “bilmiyordum” cümlesinin çoğu zaman bir mazeret olmadığını kavrayabilmek, hukuk okuryazarlığının en somut göstergeleridir.

Genellikle haklarımızı ihlal edildikten, sınırlarımızı da bir başkasının haklarını ihlal ettikten sonra öğreniyoruz. İşten haksız yere çıkarıldığımızda iş hukukunu, son zamanlarda sıkça karşılaşıldığı şekliyle bir dolandırıcılığa maruz kaldığımızda ceza hukukunu, sosyal medyada başımıza bir soruşturma geldiğinde ifade özgürlüğünün sınırlarını araştırmaya başlıyoruz. Oysa hukuk okuryazarlığı, kriz anlarında değil, hayatın olağan akışı içinde kazanılması gereken bir farkındalıktır.

Hukuk okuryazarlığının düşük olduğu toplumlarda adalete ve adaleti sağlayacak mekanizmalara erişim de sınırlı olur. Çünkü hakkını bilmeyen birey, hakkını aramaz, arayamaz; hakkını aramayan birey ise zamanla haksızlığı normalleştirir. Haksızlığın normalleştirilmesi yalnızca bireysel mağduriyetlere değil, toplumsal adalet duygusunun zedelenmesine de yol açar. Adaletin sadece mahkeme salonlarında değil, evde, sokakta, okulda ve iş yerinde de var olduğunu, inşa edildiğini asla unutmamak gerekir.

Hukuk okuryazarlığı, soyut kavramlarla değil; somut örneklerle, gündelik olaylarla ve sade bir dille anlatılmalı. Gençlerin “hak, özgürlük, sorumluluk” kavramlarını yalnızca okullardaki sınavlarda değil, yaşamın içinde öğrenmesi sağlanmalı. Bu noktada eğitim sistemine ve medyaya önemli görevler düştüğüne inanıyorum.

Sonuç olarak hukuk okuryazarlığı, sadece bireyin kendisini koruması için değil, daha adil daha müreffeh bir toplumun inşası için de gereklidir. Haklarını bilen, sorumluluklarının farkında olan bireyler; hukukun korkulan değil, güven veren bir alan olmasını sağlar.

Bu sebeple, teknolojik imkanları da fırsat bilerek, belki bir televizyon programında tartışılan bir konuda “sevdiğimiz” yorumcunun fikirlerini benimsemeden önce tartışılan fikirler dahilinde araştırma yaparak bilgi sahibi olmak, çocuğumuzu bir okula gönderirken okulun fiziksel özellikleri, fen, matematik, yabancı dil eğitimindeki yeterliliği yanında hukuk okur yazarlığı konusundaki imkanlarını sorgulamak, akşam ana haber bültenlerinde ilgimizi çeken bir haberin hukuki altyapısını araştırmak, zaman zaman Baroların “hukuk okur yazarlığı” konusunda oluşturulan programlara, seminerlere katılım sağlayarak bu konuda ilk adımlarımızı atabilir, daha önce attığımız adımlara bir yenisini ekleyebiliriz.

Unutmayın adalete giden yol, önce hukuku anlamaktan geçer.

Tolga Aydın