İstanbul’da beklenen büyük depreme ilişkin tartışmalar sürerken, Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden emekli Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş’tan dikkat çeken bir açıklama geldi. Bektaş, olası depremin yaratacağı riskin, sadece büyüklükle sınırlı olmadığını vurguladı.
Depremin büyüklüğü sınırlı kalsa bile risk yüksek
Prof. Dr. Osman Bektaş, yaptığı değerlendirmede, beklenen İstanbul depreminin büyüklüğünün M6,2 ile M6,4 seviyesinde kalması durumunda dahi tehlikenin büyük olacağını ifade etti. Bektaş’a göre, özellikle kentin bazı bölgelerinde yerel zemin özellikleri deprem etkisini ciddi biçimde artırabilir.
Avcılar hattında basen etkisine dikkat çekti
Bektaş, Avcılar hattında görülen basen etkisi ve zemin büyütmesi nedeniyle sismik dalgaların şiddetinin artabileceğini belirtti. Bu durumun, hissedilen sarsıntının M7 seviyesine çıkmasına neden olabileceğini dile getirdi.
Senaryonun netleştiğini söyledi
Prof. Dr. Osman Bektaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, beklenen İstanbul depremi için senaryonun netleştiğini ifade etti. Açıklamalarında, bilimsel verilerin deprem riskinin ciddiyetini açık şekilde ortaya koyduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Osman Bektaş’ın açıklamaları şöyle:
“Orta Marmara Sırtı’ndaki ince ve kırılgan kabuk, sığ bir depremsellikle kırılabilir” diyen Bektaş, “Ancak doğudaki Çınarcık Çukuru’nun termal bariyeri, kırılmayı durdurma potansiyeline sahip; tıpkı 2025 Silivri depreminin Kumburgaz Çukurunda durması gibi” ifadelerini kullandı.
“Depremin büyüklüğü M6,2 – M6,4 seviyesinde kalsa dahi tehlike büyük” vurgusunu yapan Bektaş, şunları söyledi: “Özellikle Avcılar hattındaki ‘basen etkisi’ ve zemin büyütmesi, sismik dalgaların şiddetini M7 seviyesine çıkarabilir. Unutmayalım; sarsıntı büyüklüğü değil, zeminin buna verdiği tepki yıkar.”

