Jeffrey Epstein öldü.
Ama dosyası ölmüyor. Çünkü bu dosya bir kişinin değil, bir düzenin hikâyesi.
Yıllardır konuşulan uçuş listeleri, para trafiği, adalar ve davetler artık gizli değil. Ghislaine Maxwell bu ağın kilit isimlerinden biri olarak ceza aldı. Prens Andrew hakkında sorular hâlâ ortada duruyor. Bill Clinton’ın adı defalarca aynı dosyalarda geçti. Bunların hiçbiri artık “komplo” başlığıyla geçiştirilmiyor.
Son dönemde yayımlanan haberlerde ve belge analizlerinde Türkiye’ye dair temasların da zikredilmesi bu yüzden önemlidir. İhlas Holding CEO’sunun adının dosyalarda yer alması, Robert Koleji bağlantısına dair yazışmaların ortaya çıkması, kamuoyunda bilinen bazı medya çevrelerinin bu ağla temas iddiaları… Bunların hiçbiri mahkeme hükmü değildir. Ama hiçbiri de yok sayılabilecek ayrıntılar değildir.
Burada mesele kişileri peşinen suçlamak değil.
Mesele, bu ağların nasıl çalıştığını görmek.
Epstein dosyası bize şunu defalarca gösterdi: Bu yapılar bireyler üzerinden değil, çevreler üzerinden kurulur. Eğitim kurumları, vakıflar, iş dünyası, medya ve siyaset… Her şey birbirine temas eder. Kimileri misafir olur, kimileri tanıdık, kimileri yalnızca aynı listede yer alır. Ama sistem hepsini bir arada tutar.
Asıl dikkat çekici olan ise bu iddialar gündeme geldikten sonra yaşanan sessizliktir. Muhalefetin konuyla ilgili Meclis’e verdiği araştırma önergesinin yaklaşık iki yıldır beklemede olması, dosyanın neden rahatsız edici bulunduğunu da gösteriyor. Eğer ortada araştırılacak bir şey yoksa, bu bekleyiş neden?
Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor:
Devletler bu tür dosyalar karşısında neden refleks olarak susmayı tercih eder?
Neden “araştıralım” değil de “zamanla unutulur” denir?
Çünkü bu dosyalar sadece bireyleri değil, sistemleri zorlar. Kurumların itibarını, ülkelerin şeffaflık iddiasını ve hukukun gerçekten kime işlediğini ortaya çıkarır. Epstein hayattayken bir riskti. Ölüyken ise daha büyük bir riske dönüştü. Çünkü konuşamıyor ama bıraktıkları konuşuyor.
Türkiye açısından mesele magazin ya da dış politika dedikodusu değildir. Mesele, uluslararası kirli ağların bu ülkeyi hangi başlıklar üzerinden temas alanı olarak gördüğüdür. Finans mı, eğitim mi, medya mı? Bu sorular sorulmadan “bize bir şey olmaz” demek, bu coğrafyada defalarca bedeli ödenmiş bir rahatlıktır.
Epstein dosyası kapanmadı.
Sadece zamana bırakıldı.
Ama bu tür dosyaların bir huyu vardır.
Zaman geçtikçe daha az değil, daha çok şey anlatırlar.
Ve o gün geldiğinde asıl sorun, isimlerin kim olduğu değil;
neden herkesin sustuğu olur.
