Türk kültüründe çay, asırlardır hayatın merkezindeymiş hissi verse de aslında coğrafyamızdaki geçmişi yaklaşık yüz yıla dayanıyor. Osmanlı döneminden itibaren mutfakların ve toplumsal yaşamın en önemli simgesi olan kahve, tarihi kırılmalar sonucunda yerini çaya bırakmak zorunda kaldı.
Yemen’in Elden Çıkması ve Kahve Krizinin Başlaması
Osmanlı İmparatorluğu döneminde kahve, Yemen’den getirilen ve saraydan sokağa kadar herkesin günlük rutininde yer alan ana içecekti. Ancak tarihsel süreçte yaşanan gelişmeler bu alışkanlığı değiştirdi:
-
Savaş ve İthalat Krizi: Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Yemen’in Osmanlı hakimiyetinden çıkmasıyla birlikte kahve tedariki sekteye uğradı.
-
Fahiş Fiyatlar: İthal bir ürün haline gelen kahvenin fiyatı fahiş oranlarda arttı ve toplumun geniş kesimleri için ulaşılması zor bir lükse dönüştü.
-
Arayış Başladı: Mutfaklarda oluşan bu zorunlu boşluk, genç Türkiye Cumhuriyeti’nin yerli ve sürdürülebilir bir içecek alternatifi aramasına zemin hazırladı.
Batum’dan Gelen Tohumlar ve Rize’deki İlk Fabrika
Çayın Türkiye topraklarında yetiştirilmesi için ilk resmi adımlar Cumhuriyet’in ilk yıllarında atıldı:
-
1924’teki İlk Deneme: Çayı yerlileştirme hamlesi kapsamında 1924 yılında çıkarılan özel kanunla Rize’de ilk denemeler yapıldı; fakat bu ilk girişimler beklenen başarıyı sağlayamadı.
-
Batum’dan Getirilen Tohumlar: 1937 yılında Gürcistan’ın Batum şehrinden 20 ton çay tohumu ithal edilerek Doğu Karadeniz’in iklimiyle buluşturuldu. Yapılan çalışmalar bu kez başarıyla sonuçlandı.
-
Tarihi Dönüm Noktası: 1947 yılında Rize’de kurulan ilk çay fabrikasıyla birlikte Türkiye’nin yerli çay üretimi resmiyet ve kitlesellik kazandı.
“Kahve”hanelerde Çay Rekoru: Dünyada Birinci Sıradayız!
Açılan ilk fabrikadan bu yana geçen onlarca yılda çay, kahvenin asırlık tahtını devralarak milli bir simgeye dönüştü:
-
Kişi Başına Tüketimde Dünya Lideri: Ekonomik zorunluluklarla başlayan bu tarım hamlesi o kadar benimsendi ki Türkiye, bugün kişi başına düşen yıllık çay tüketiminde dünyada 1. sırada yer alıyor.
-
İsimdeki Tarihi İroni: Sosyal hayatın merkezinde yer alan mekanlar halen adını kahveden alarak “kahvehane” olarak anılsa da, bu mekanlarda her gün milyarlarca bardak çay tüketiliyor. Aynı şekilde güne başlarken yenilen öğün için kullanılan “kahvaltı” (kahve-altı) kelimesi de dilimizde kahvenin bıraktığı 400 yıllık mirasın en belirgin izi olarak varlığını sürdürüyor.


