Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

MOSSAD BU İŞİN NERESİNDE?

Bu haberin fotoğrafı yok

ABD Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı ve yaklaşık 3 milyon belgeden oluşan Epstein Dosyaları, yalnızca bir pedofili ve insan kaçakçılığı skandalını değil, küresel ölçekte bir iktidar, para ve dokunulmazlık düzenini gözler önüne seriyor.

Jeffrey Epstein artık hayatta değil ama dosyalar gösteriyor ki mesele de zaten hiçbir zaman tek bir adam olmamış.

Bu belgeler; siyasetçilerin, milyarderlerin, akademisyenlerin, medya patronlarının, hatta kraliyet mensuplarının isimlerinin yan yana geldiği, rahatsız edici bir tabloyu ortaya koyuyor.

Yıllarca “komplo teorisi” diye geçiştirilen iddiaların, aslında ne kadar sistematik ve örgütlü bir karanlığa işaret ettiği bugün çok daha net olarak gözler önüne seriliyor.

Ve akıllara şöyle bir soru geliyor; Bu kadar büyük bir ağ, bu kadar uzun süre nasıl korunabildi?

Epstein defalarca yargıdan kurtuldu.

Davalar kapandı, cezalar hafifletildi, tanıklar susturuldu.

Belgeleri gördüğümde aklıma şu cümle geldi; Adalet bazen gözünü kapatmış, bazen de bilerek başka tarafa bakmış.

Dosyaların açıklanmasının ardından dünyadan gelen tepkiler de en az belgelerin kendisi kadar çarpıcı.

Avrupa’da “şeffaflık” çağrıları yükseliyor, Latin Amerika’da protestolar düzenleniyor, sosyal medyada milyonlarca insan aynı soruyu soruyor: Bu kirli çarkın içerisinde olan ve çıkar elde eden tüm isimler açıklanacak mı, yoksa dosyalar raflarda çürümeye mi bırakılacak?

Takip edebildiğim kadarıyla Amerikan kamuoyu da ortalığa saçılan bu pislikten dolayı ikiye bölünmüş durumda.

Bir kesim “geçmişle yüzleşme” talep ediyor.

Diğer bir kesim ise, bu sürecin siyasi hesaplaşmalara kurban edilmesinden endişeli.

Çünkü Epstein Dosyaları, sadece ahlaki değil, aynı zamanda politik bir deprem potansiyeli taşıyor.

Bu noktada mesele ABD’nin iç meselesi olmaktan çıkıyor.

Çünkü bu ağ küreseldi.

Mağdurlar farklı ülkelerden geldi, suçlar farklı coğrafyalarda işlendi, koruma kalkanı ise uluslararası statüdeydi.

Belki de Epstein Dosyaları’nın en rahatsız edici yanı şu:
Bu belgeler bize, güç sahiplerinin suç işlediğinde bile ne kadar uzun süre dokunulmaz kalabildiğini gösteriyor.

Evet ortada 3 milyon belge var ama adalet için önemli olan sayı değil, cesaret!.

Eğer bu dosyalar gerçekten sonuna kadar açılmazsa, Epstein sadece ölmüş bir sanık olarak kalacak; arkasındaki isimler ve sistem ise üç bilinmeyenli bir matematik problemi gibi orta yerde kalacak.

Ve dünya, bir kez daha şu gerçeği kabullenecek:
Bazı suçlar gizlenir, bazıları affedilir; ama asıl skandal, gerçeğin bile kontrol altında tutulmasıdır.

BU OLAYDA MOSSAD’IN İŞLEVİ NEDİR?

Dosyalar açıldıkça kamuoyunda en çok fısıldanan sorulardan biri de şu oldu:
Epstein sadece sapkın bir milyarder miydi, yoksa daha büyük bir istihbarat oyununun parçası mıydı?

Özellikle İsrail istihbarat servisi Mossad’ın adı, uzun süredir bu tartışmaların içinde dolaşıyor.

Elbette elimizde, “Epstein doğrudan Mossad adına çalıştı” diyen kesin ve resmî bir belge yok.

Ancak istihbarat dünyasını az çok bilen herkes şunu da bilir: Bu tür operasyonlar zaten hiçbir zaman açık delillerle yürümez.

Mantık aslında çok basit ve çok da ürkütücü:
Epstein Adası’na gelenler sıradan insanlar değildi.

Davetliler arasında; devlet ve hükümet yetkilileri, küresel sermaye sahipleri, akademisyenler, medya figürleri, hatta kraliyet çevrelerinden isimler vardı.

Böyle bir ortamda oluşturulan gizli kayıtların, istihbarat dünyası açısından ne kadar “değerli” olabileceğini tahmin etmek zor değil.

Böyle bir profilden söz ediyorsak, ortada sadece “ahlaksızlık” değil, stratejik bir kırılganlık da vardır.

İstihbarat servisleri için şantaj, klasik ve etkili bir yöntemdir.

Para, ideoloji ya da zor kullanımı kadar; utanç, korku ve ifşa tehdidi de güçlü bir ‘menfi kontrol aracı’dır.

Bu yöntemi de yalnızca Mossad değil, CIA’dan KGB’ye, MI6’dan diğer servislerine kadar herkes tarih boyunca kullanmıştır.

Dolayısıyla asıl soru “Mossad yaptı mı?”dan ziyade: Böylesine bir ağ, hiçbir istihbarat servisinin ilgisini çekmeden yıllarca ayakta kalabilir miydi?

Yanıtı da çok açık; Tabii ki hayır.

Ve kulislere yayılan bilgi kırıntıları da Epstein’i, o sistemi ve elde edilen sesli ve görüntülü arşivi kullanan servisin Mossad olduğuna işaret ediyor.

Hatta öyle ki; Amerikan Başkanları ne zaman İsrail’in dünya ve bölgedeki çıkarlarının aleyhine bir söylem geliştirse ya da adım atsa, her ne hikmetse bir yerlerden Epstein dosyalarının içeriğinden bazı ‘nadide parçalar’ servis ediliyor.

Tabi o anlı şanlı, dünyayı titreten başkanlar da ‘dünyanın âli menfaatleri gereği’ kararlarından geri adım atıveriyor.

Velhasıl görünen o ki; Mossad Epstein’i yıllar yılı, sağladığı imkanlarla, gösterdiği hedeflere doğru yönlendirdi.

Sistem o kadar ilgi çekti ki; tek ilgi alanı Amerikan Elitleri olmaktan çıktı ve tüm dünyanın önemli karar alıcılarını bu girdabın içine doğru çekti.

Hiç şüphesiz bu büyüklükte ve güçteki yapıların enfekte olmadan uzun süre kendini koruyabilmesi mümkün değil.

Ve o kaçınılmaz son Epstein’in kirli, karanlık ve mide bulandırıcı sistemini de bir biçimde alaşağı etti.

Fizikten pek anlamam ama bir kuralını da asla unutmam, “Evren boşluk kabul etmez”

Yani bir Epstein ortadan kalktı ve cerahati tüm dünyaya yayıldı ama peki acaba bugünün yeni Epstein’i kim ve şu an hangi coğrafyada, kimlerin desteğiyle faaliyetlerini sürdürüyor?

Faruk DEMİREL