Okulların açılmasıyla birlikte milyonlarca öğrenci için yalnızca yeni bir eğitim öğretim yılı değil, aynı zamanda uzun soluklu bir YKS hazırlık süreci de başlıyor.
Bu dönemde öğrencilerin ve velilerin en sık sorduğu soru şu:
“YKS’ye hazırlanırken nasıl bir yol izlenmeli?”
Aslında bu sorunun cevabı, “Günde kaç saat çalışmalı?”, “Hangi kursa gitmeli?” ya da “Özel ders almalı mı?” sorularından çok daha geniştir.
Çünkü YKS başarısı tek bir unsura bağlı değildir.
Başarı; okul, kurs, özel ders, bireysel çalışma, tekrar, deneme ve rehberliğin doğru bir sistem içerisinde yürütülmesiyle ortaya çıkar.
Her şeyden önce öğrencinin mevcut durumu doğru belirlenmelidir. Eğitim yılının başında yapılacak bir TYT denemesi, öğrencinin hangi noktada olduğunu görmesi açısından önemlidir. Ancak yalnızca net sayısına bakmak yeterli değildir.
Öğrenci yanlışlarını da analiz etmelidir.
Yanlışın nedeni konu eksikliği mi? Dikkatsizlik mi? Soruyu yanlış anlamak mı? İşlem hatası mı? Yoksa zaman yönetimi problemi mi?
Çünkü aynı nete sahip iki öğrencinin ihtiyaçları birbirinden tamamen farklı olabilir.
Bu nedenle YKS hazırlığının ilk adımı daha fazla soru çözmek değil, doğru teşhis koymaktır.
Bir diğer önemli konu okul dersleridir.
Bazı öğrenciler okul ile YKS hazırlığını birbirinden tamamen ayrı iki alan gibi görmektedir. Oysa özellikle 12. sınıfta okulda işlenen konuların önemli bir bölümü doğrudan AYT ile ilişkilidir.
Bu nedenle en doğru model şudur:
Okulda öğren, aynı gün tekrar et, soru çöz, yanlışını analiz et ve belirli aralıklarla yeniden tekrar et.
Böylece okul, YKS hazırlığının önünde bir engel değil, tam tersine hazırlığın temel parçalarından biri hâline gelir.
Peki kurs gerekli mi?
Kurs, doğru kullanıldığında öğrenciye önemli katkılar sağlayabilir. Ancak bir kursun niteliğini yalnızca haftada kaç saat ders verdiği belirlemez.
Asıl önemli olan öğrenciyi ne kadar takip ettiğidir.
İyi bir kurs; deneme yapmalı, eksikleri belirlemeli, öğrenciye çalışma disiplini kazandırmalı ve rehberlik sunmalıdır.
Bu nedenle velilerin kurs seçerken yalnızca “Kaç saat ders var?” sorusunu değil, “Öğrencinin gelişimi nasıl takip ediliyor?” sorusunu da sorması gerekir.
Özel ders konusunda da benzer bir yaklaşım gereklidir.
Özel ders her öğrenci için zorunlu değildir. Ancak belirli bir derste ciddi temel eksikliği bulunan veya bazı konuları grup ortamında öğrenmekte zorlanan öğrenciler için etkili bir destek olabilir.
Burada önemli olan şudur:
Özel ders, hazırlık sisteminin merkezi değil, ihtiyaç hâlinde kullanılan tamamlayıcı bir araç olmalıdır.
Her dersten özel ders almak yerine öğrencinin gerçekten desteğe ihtiyaç duyduğu alanlar belirlenmelidir.
Çünkü ne okul, ne kurs, ne de özel ders öğrencinin kendi çalışmasının yerini tutabilir.
YKS hazırlığında sistemin merkezinde mutlaka bireysel çalışma bulunmalıdır.
Öğrencinin günlük tekrar yapması, soru çözmesi, yanlışlarını incelemesi, eksiklerini kapatması ve kendi gelişimini takip etmesi gerekir.
Bugün bazı öğrenciler sabahtan akşama kadar okul, kurs ve özel ders arasında dolaşıyor fakat kendi başlarına çalışacak zaman bulamıyorlar.
Bu durum ciddi bir planlama hatasıdır.
Çünkü sınav günü öğrencinin yanında öğretmeni, kursu ya da özel ders öğretmeni olmayacaktır.
Öğrencinin asıl kazanması gereken beceri, kendi öğrenmesini yönetebilme becerisidir.
TYT hazırlığı da günlük rutinin içinde olmalıdır.
TYT yalnızca bilgi ölçmez; aynı zamanda hız, dikkat, okuduğunu anlama, yorumlama ve zamanı kullanma becerisini de ölçer.
Bu nedenle özellikle paragraf, problem ve temel matematik çalışmalarının düzenli olarak sürdürülmesi gerekir.
Öte yandan AYT de ertelenmemelidir.
“Önce TYT bitsin, sonra AYT’ye geçerim” düşüncesi, öğrenciyi sınava yaklaştıkça zor durumda bırakabilir.
TYT ve AYT, öğrencinin alanına göre paralel biçimde yürütülmelidir.
Bir başka önemli konu çalışma süresidir.
Öğrenciler sürekli olarak “Günde kaç saat çalışmalıyım?” diye soruyor.
Oysa esas soru şu olmalıdır:
“Bu hafta hangi hedefleri tamamlamalıyım?”
Çalışma programı saat üzerinden değil; konu, soru, tekrar, deneme ve eksik üzerinden planlanmalıdır.
Üç saat masada oturmak ile üç saat verimli çalışmak aynı şey değildir.
Deneme sınavları da hazırlığın ayrılmaz parçasıdır.
Ancak deneme çözmek kadar denemeyi analiz etmek de önemlidir.
Çünkü analiz edilmeyen bir deneme yalnızca puan üretir.
Analiz edilen bir deneme ise öğrencinin bir sonraki çalışma planını oluşturur.
Benzer şekilde tekrar da ihmal edilmemelidir.
Bir konu bir kez öğrenildiğinde kalıcı hâle gelmez. Aynı gün yapılan kısa tekrar, hafta sonu gözden geçirme ve sonraki haftalarda soru çözerek yeniden hatırlama, öğrenmenin kalıcılığını artırır.
Son olarak uyku, telefon ve dikkat yönetimini de küçümsememek gerekir.
Gece çok geç saatlere kadar çalışmak her zaman yüksek performans anlamına gelmez. Yeterli uyku, dikkat ve hafıza açısından önemli bir faktördür.
Çalışma sırasında sürekli kontrol edilen telefon da öğrencinin yalnızca zamanını değil, dikkat bütünlüğünü de bozar.
YKS hazırlığını aslında oldukça sade bir sistemle özetleyebiliriz:
Okul öğrenmeyi destekler.
Kurs sistemi ve takibi sağlar.
Özel ders kritik eksikleri kapatır.
Bireysel çalışma öğrenmeyi kalıcı hâle getirir.
Deneme seviyeyi ölçer.
Tekrar ise bilgiyi korur.
Ancak bütün bu sistemin merkezinde öğrenci vardır.
YKS bir kısa mesafe koşusu değil, aylar süren bir maratondur.
Bu nedenle öğrencinin birkaç gün çok çalışmasından çok, aylar boyunca düzenli ve sürdürülebilir biçimde çalışabilmesi önemlidir.
Ben bunu şu denklemle ifade ediyorum:
İlgi × Dikkat × Çaba × Süreklilik = Kalıcı Öğrenme
YKS’ye hazırlanan gençlerimize verilebilecek en önemli mesaj belki de şudur:
Daha çok çalışmaya değil, daha doğru çalışmaya odaklanın.
Çünkü doğru sistem kurulduğunda başarı yalnızca bir sınav sonucu olmaktan çıkar; öğrencinin hayatı boyunca kullanacağı bir öğrenme becerisine dönüşür.
Behçet KARABULUT
Ankara Bilim Üniversitesi
Eğitim ve Kariyer planlama Uzmanı
