Altın fiyatları küresel piyasalarda rekor üstüne rekor kırmaya devam ediyor. Ons altın, artan jeopolitik gerilimler ve ekonomik belirsizliklerin etkisiyle dün ilk kez 4 bin 800 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini yeniledi. The Wall Street Journal (WSJ), altındaki bu sert yükselişi mercek altına alarak beş ana sebep sıraladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Grönland tehdidi sonrası tırmanan ABD-Avrupa gerilimi, yatırımcıların risk algısını bozdu. Bu ortamda güvenli liman arayışı hızlanırken, artan talep ve dolar endeksindeki gerileme altın fiyatlarını yukarı taşıdı.
Değer düşürme ticareti
WSJ’ye göre en iyimser altın yatırımcıları, ABD doları ve diğer büyük para birimlerinin uzun vadeli gücü konusunda endişe duyan kesimlerden oluşuyor. Bu yatırımcılar, ekonomik şoklara karşı dayanıklı bir değer saklama aracı olarak altına yöneliyor.
Donald Trump’ın son dönemde attığı adımlar bu endişeleri artırdı. Venezuela’ya müdahale yetkisi verilmesi, Fed Başkanı Jerome Powell’a faiz indirimi baskısı ve Grönland konusunda Avrupalı müttefiklere ek gümrük vergisi tehdidi, piyasalarda tedirginlik yarattı.
Wall Street’te “değer düşürme ticareti” olarak adlandırılan bu strateji, hükümetlerin enflasyonu kontrol altına alamaması ya da borçları azaltamaması halinde küresel para birimlerinin değer kaybedeceği korkusuna dayanıyor.
2025’in başlarında Trump’ın yoğun gümrük vergisi politikaları, doların son 50 yılın en kötü ilk yarısını geçirmesine katkı sağladı. Aynı dönemde yatırımcılar hızla altına yöneldi. Ağustos ayında Fed Başkanı Powell’ın, hedef enflasyonun üzerinde olmasına rağmen faiz indirimlerine başlanabileceği sinyalini vermesiyle altındaki yükseliş sürdü.
Avrupa ve Japonya’daki artan borç yükleri ile genişlemeci ekonomi politikaları da altın fiyatlarını destekledi. Japonya’da yaşanan tahvil satışları uzun vadeli devlet tahvili getirilerini rekor seviyelere taşırken, yatırımcılar transatlantik ticaret savaşı riskini yeniden fiyatlamaya başladı.
TD Securities stratejisti Daniel Ghali, altının yükselişinin güvenle bağlantılı olduğunu belirterek, güvenin zayıflaması halinde yükselişin daha uzun sürebileceğini vurguladı.
Düşük faiz oranları
Fed’in faiz indirimleri, devlet tahvilleri ve nakdin getirisini düşürerek yatırımcıları altına yönlendiriyor. 2022’de faizlerin hızla yükseldiği dönemde cazip hale gelen Hazine tahvilleri ve para piyasası fonları, getirilerin gerilemesiyle cazibesini kaybetti.
Getiri sağlamayan ancak güçlü yükseliş potansiyeli bulunan altını elde tutmanın fırsat maliyeti, düşük faiz ortamında azalıyor. Para piyasası fonlarında tutulan büyük miktardaki nakdin küçük bir kısmının bile altına kayması, fiyatlar üzerinde ciddi etki yaratabiliyor.
Goldman Sachs analistlerine göre, altın borsa yatırım fonları ABD’deki özel finansal portföylerin yalnızca yüzde 0,17’sini oluşturuyor. Alımlardaki her yüzde 0,01’lik artış, altın fiyatlarında yaklaşık yüzde 1,4’lük yükseliş anlamına geliyor.
Merkez bankası alımları
Altın piyasasında bireysel ve kurumsal yatırımcıların yanı sıra merkez bankaları da önemli bir rol oynuyor. Uzun yıllar net satıcı olan merkez bankaları, 2010’dan itibaren net alıcı konumuna geçti ve alımlar 2022’de hız kazandı.
Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımların ardından, Çin gibi Batı ile ilişkileri gergin olan ülkelerin merkez bankaları, yabancı erişimine kapalı altın varlıklarına yöneldi. Polonya Ulusal Bankası gibi agresif alıcılar, devlet borcu riski taşımayan varlıklarla para birimlerini istikrara kavuşturmayı hedefliyor.
Dünya Altın Konseyi araştırma başkanı Juan Carlos Artigas, merkez bankalarının altını sadece fiyat performansı için değil, döviz rezervlerini koruma ve çeşitlendirme amacıyla da aldığını ifade ediyor.
Pahalı hisseler
Altınla birlikte borsa endeksleri de tarihi zirvelere ulaşmış durumda. Ancak bu yükselişler yatırımcıları tedirgin ediyor. Hisse senetlerinin gelecekteki kâr tahminlerine göre hesaplanan fiyat-kazanç oranları, piyasaların son 100 yılda sadece bir kez daha bu kadar pahalı olduğunu gösteriyor. Bu dönem, 2000 yılındaki dot-com balonunun hemen öncesine denk geliyor.
Teknoloji devleri Nvidia, Tesla ve Amazon gibi şirketler, S&P 500 endeksi üzerinde büyük etki yaratırken, bu yoğunlaşma risk algısını artırıyor. Son düşüşlerde büyük teknoloji hisseleri sert kayıplar yaşarken, küçük şirket hisselerinin daha iyi performans göstermesi yatırımcıların alternatif arayışına girdiğini ortaya koydu.
Momentum
Altının yükselişinde en güçlü faktörlerden biri de momentum etkisi. Tarihsel olarak altın rallileri uzun soluklu olma eğilimi gösteriyor. 2025’ten önceki altı yılın beşinde altın vadeli işlemleri en az yüzde 20 yükseldi ve sonraki yıl da artışını sürdürdü.
Citi analistlerine göre bu dönemlerde ortalama yıllık artış yüzde 15’in üzerinde gerçekleşti. Aynı eğilim 2025’te de devam etti. Altın, 2024’teki yüzde 27’lik yükselişin ardından yüzde 65’lik ek bir kazanç elde etti.
