Ana Sayfa Arama Yazarlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu Namaz Vakitleri
WhatsApp
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TRUMPMANİA

Bu haberin fotoğrafı yok

Değerli dostlar;

Kimi yazmayı sever, kimi okumayı.

Kimi de sadece konuşmayı..

Biz ‘Televizyoncular’ genellikle bu son gruba gireriz.

Yani konuşmayı severiz.

Ama bu genele teşmil edilebilecek bir durum değil elbette.

Misal ben, yazmayı konuşmaktan daha çok severim.

Konfüçyüs‘ün o meşhur sözünü bilirsiniz; “Sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız”

İşte ben de bu sözden hareketle sevdiğim işi yapacağım.

Yani yazacağım.

Bugünden itibaren artık her hafta yeni gündem maddeleriyle, yeni yazılarımla karşınızda olacağım.

Yeri gelecek siyasetin hararetli konularına ilişkin görüşlerimi sizinle paylaşacağım, yeri gelecek kulislerde konuşulan yakası bağrı açılmamış, ilginç dedikoduları kaleme alacağım.

Sizlerle zaman zaman tarihte gizemli bir yolculuğa çıkacağız.

Bazen de ülkemizde ve bölgemizde yaşanan olayları birlikte analiz edeceğiz.

*****

Bu girizgahtan sonra hemen başlayalım.

Malum Times Dergisi her yıl, ‘Yılın Kişisi’ni seçer.

2026 yılının ilk 12 günlük bölümünü baz alsak, bana göre yılın kişisi hiç şüphesiz ABD Başkanı Donald Trump’tır..

Adam gerçekten büyük bir fenomen.

Olaylara absürt ve farklı açılardan yaklaşımı, ülkeler ya da liderleri hakkında diplomasi ve nezaket kurallarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan incitici ve sivri ifadeleri, o enteresan sarı saçlarını savurarak yaptığı ikonik dansı..

Neresinden bakarsanız bakın, inanılmaz bir siyasi ve sosyal ikon.

Tam da burada bir anımı anlatmam şart oldu.

Sayın Cumhurbaşkanı’nın Başdanışmanlarından, yıllardır yanından hiç ayrılmayan, bir dönem milletvekilliği de yapmış olan bir isim, Mücahit Arslan’la Amerikan seçimleri öncesi Ciner Medya Grubu Ankara Ofisinde biraraya gelmiş, sohbet etmiştik.

Washington’dan yeni gelmiş, ayağının tozuyla da ofisimizi ziyaret etmişti.

ABD’de yaptığı temaslarla ilgili bilgi verdi, izlenimlerini aktardı.

Kendisine, Amerikan seçimlerinin nasıl sonuçlanacağını sordum.

Yanıtı son derece netti; “Trump yarışta rakipsiz, seçimi rahatlıkla kazanacak” dedi.

Çok şaşırmıştık, çünkü bizdeki izlenim öyle değildi.

Kamela Harris’in yarışı önde götürdüğüne inanıyor ve Trump’ın eksantrik kişiliğinin, Amerikan seçmenine samimi gelmediğini savunuyorduk.

Ancak Mücahit Bey hiç unutmuyorum şöyle bir ifade kullanmıştı:

“Siz Ankara’dan bakarak Amerikan seçmeni hakkında hüküm tesis ediyorsunuz ama ABD eski ABD değil. Trump, ortalama Amerikan seçmeninin ne istediğini çok iyi analiz ediyor ve tam da onu veriyor”

Ve sonuç aynen Mücahit Arslan’ın dediği gibi oldu.

Amerikan seçmeni hiç tereddüt etmeden Trump’a istediğini verdi.

/////////////

Tüm bunları şu nedenle anlattım; dünyadaki olaylara yalnızca kendi bakış açımızdan bakıp yorum getirmeye çalışırsak yanılabiliriz.

Tüm dünya şu sıralar Trump’ın talimatı üzerine, Amerikan Özel Kuvvetlerinin Venezuela Lideri Maduro ve Eşi’ni gece yataklarından alıp New York’a getirmesini konuşuyor.

Trump’la ters düşen, onunla dalga geçen, ciddiye almayan çok sayıda dünya lideri muhtemeldir ki bu sıralar huzur içinde, rahat bir uyku uyuyamıyor..

Venezuela olayını bu şekilde halleden Trump, şimdi de gözünü Grönland’e dikti.

Amerikan Başkanı ile Danimarka ve AB Liderleri arasında sürekli söz dalaşı yaşanıyor.

Sık sık şu lafı duyuyorum, “Grönland işi Venezuela’ya benzemez, Trump’ın karşısında bu kez AB var, Avrupalı Liderler orada bir oldu bittiye müsaade etmez”

Trump’ın Grönland’a olan ilgisi, Arktik’te kızışan askeri ve ekonomik rekabet, Çin’in “Kutup İpek Yolu” hayalleri, Rusya’nın bölgedeki tahkimatı ve hatta İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma Nazi istasyonlarının bugün hâlâ gündem oluşturması…

Bunların tamamı bize şunu söylüyor: Dünya satranç tahtasında bazı hamleler onlarca yıl öncesinden planlanıyor.

Biz çoğu zaman günlük polemiklere, iç siyasi tartışmalara ya da anlık açıklamalara odaklanırken; büyük güçler coğrafyayı, iklimi, yer altı kaynaklarını ve tarihi birlikte okuyor.

Trump’ı “absürt”, “sivri” ya da “alışılmışın dışında” bulanlar yanılıyor olabilir.

Çünkü o, tıpkı Mücahit Arslan’ın yıllar önce işaret ettiği gibi, ortalama Amerikan seçmeninin ne istediğini bildiği kadar, ‘Amerikan Devlet Aklı’nın hangi yöne baktığını da iyi görüyor.

Grönland çıkışı da bunun bir yansıması.

Bugün Arktik’te konuşulanlar sadece buzullar, üsler ya da madenler değil; geleceğin ticaret yolları, enerji savaşları ve küresel güç dengeleri.

Ve anlaşılan o ki, bu soğuk coğrafya önümüzdeki yıllarda dünya siyasetini fazlasıyla ısıtacak.

O yüzden meseleye yalnızca bugünden, yalnızca kendi penceremizden bakarsak yanılırız.
Bazen doğru soruyu sormak için biraz yukarı çıkmak, biraz da tarihin gerisine bakmak gerekir.

Biz de bu köşede tam olarak bunu yapmaya çalışacağız.

///////

Evet sevgili dostlar, bundan sonra bu satırlarda sizlerle birlikte olacağız.

Elimizden geldiğince olaylara farklı açılardan bakmaya çalışacağız.

Şimdilik sizlere veda ediyor, bir sonraki yazımda buluşmak üzere diyorum.

 

frkdmrl.fd@gmail.com

Faruk DEMİREL