ABD ve İran arasında son günlerde artan gerilimin yeni bir sıcak çatışmaya dönüşmesini istemeyen Türkiye, İran’ın nükleer programından kaynaklanan sorunun diplomasiyle çözülmesi için iki tarafla temaslarını artırdı. Ankara, askeri seçeneğin hem bölgesel hem de küresel riskler doğuracağı görüşünü muhataplarına iletiyor.
Bu kapsamda İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin 30 Ocak’ta İstanbul’a yapacağı ziyaret önemli bir diplomatik adım olarak değerlendiriliyor. Türkiye, taraflar arasında doğrudan görüşmelere geçilmesi için devreye girmeye hazır olduğu mesajını veriyor.
ABD ile İran arasındaki gerilim, Ocak ayı başından itibaren devam ediyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın güçlü bir deniz filosunu bölgeye gönderme talimatı vermesi ve müzakerelere yanaşılmaması durumunda İran’a saldırı emri verebileceğini söylemesi, sıcak çatışma riskini artırdı.
Süreci yakından izleyen Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan aracılığıyla İran’a yönelik askeri bir operasyona karşı olduğunu birçok kez dile getirdi. Ankara, hem ABD hem de İran tarafıyla temaslarını artırarak gerginliğin azaltılması çağrısında bulundu.
Erdoğan İran ve ABD liderleriyle görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 Ocak’ta İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi. İletişim Başkanlığı’nın açıklamasına göre Erdoğan, Türkiye’nin İran’ın huzur ve istikrarını önemsediğini ve dış müdahale senaryolarına hiçbir zaman olumlu yaklaşmadığını vurguladı. Erdoğan, sorunların çözülmesinin ve bölgede gerilimin tırmanmasının önüne geçilmesinin Türkiye’nin de menfaatine olduğunu ifade etti.
Erdoğan, 27 Ocak’ta ABD Başkanı Donald Trump ile de telefonla görüştü. Görüşmede Suriye ve Gazze’deki gelişmeler ile ikili ilişkiler ele alındı. Resmi açıklamada İran konusuna değinilmezken, Türk basınında yer alan haberlere göre Erdoğan, sorunun diyalogla çözümü için Türkiye-ABD-İran liderlerini bir araya getirecek bir görüşmeye aracılık edebileceğini iletti. Bu öneriye taraflardan henüz resmi bir yanıt gelmedi.
Arakçi’nin Türkiye ziyareti ve diplomasi trafiği
Ankara’nın yürüttüğü diplomatik girişimleri hızlandıran en önemli gelişme, İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin 30 Ocak’ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüşmek üzere Türkiye’ye gelecek olması oldu. Fidan ve Arakçi, 14 Ocak ve 28 Ocak’ta yaptıkları telefon görüşmelerinde İran-ABD gerilimini ele almışlardı.
Bu görüşmeler, Türkiye’nin gerilimi düşürmeye yönelik başlattığı sürecin devamı olarak görülüyor. Fidan, Arakçi ile görüşmesinden bir gün önce ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack ile de Ankara’da bir araya geldi. Görüşmenin içeriğine dair resmi bir açıklama yapılmasa da değerlendirmeler, ABD-İran geriliminin de gündeme geldiği yönünde.
Fidan’ın İran’a vereceği mesajlar
Türk diplomatik kaynaklara göre Hakan Fidan, Abbas Arakçi’ye dört temel mesaj iletecek. Türkiye’nin İran’daki gelişmeleri yakından takip ettiği ve İran’ın güvenlik ile istikrarının Türkiye için büyük önem taşıdığı vurgulanacak. Türkiye’nin İran’a yönelik askeri müdahalelere karşı olduğu ve bunun bölgesel ve küresel riskler doğuracağı ifade edilecek. Ankara’nın ABD ile yaşanan gerginliğin diyalog yoluyla çözülmesine katkı sunmaya hazır olduğu belirtilecek. Ayrıca İran’ın nükleer programı konusunda kısa sürede barışçıl bir çözüme ulaşılmasının desteklendiği mesajı verilecek.
ABD ile temaslarda da aynı vurgu
Türkiye, bu mesajları ABD ile yapılan görüşmelerde de dile getiriyor. Ankara, sorunun bölgede yeni bir sıcak çatışmaya dönüşmeden çözümlenmesinin herkesin yararına olduğu görüşünü aktarıyor. Hakan Fidan, 20 Ocak’ta ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile telefon görüşmesi yapmıştı.
Fidan, yaptığı açıklamalarda sadece Türkiye’nin değil tüm bölge ülkelerinin yeni bir savaşa karşı olduğunu ve bu tutumun ABD’ye açıkça iletildiğini söyledi. Suriye ve Irak’taki yaraların henüz sarılmaya başlandığını belirten Fidan, yeni bir büyük çatışmanın bölgeyi daha da istikrarsızlaştıracağı uyarısında bulundu.
Nükleer dosya ve ek talepler
Fidan, İran ile ABD’nin nükleer dosyada uzlaşabileceğini ancak Washington’un bu konuya ek olarak başka başlıkları da gündeme getirdiğini ifade etti. Bu başlıklar arasında İran’ın balistik füze programı ve İsrail’in güvenliğini etkileyebilecek adımlar da yer alıyor.
Sınır güvenliği ve olası göç riski
Türkiye, diplomatik girişimlerini sürdürürken olası bir sıcak çatışma ihtimaline karşı da önlemler alıyor. Bu kapsamda en büyük risklerden biri olarak kitlesel göç olasılığı görülüyor. Milli Güvenlik Kurulu, 28 Ocak’taki toplantısında İran konusunu ele alarak İran’ın istikrarının bölge güvenliği açısından önemine dikkat çekti.
Milli Savunma Bakanlığı kaynakları da İran-ABD geriliminin yakından takip edildiğini ve gerekli tüm tedbirlerin alındığını açıkladı. Türkiye ve İran’ın 560 kilometrelik ortak sınıra sahip olması nedeniyle sınır güvenliği özel önem taşıyor. Türkiye, özellikle düzensiz göçün engellenmesi amacıyla son yıllarda sınır hattında fiziki güvenlik önlemlerini artırmış durumda. Alınan tedbirlerin ayrıntılarına girilmezken, güvenliğin sağlanması için ek adımlar atıldığı belirtiliyor.
