Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme dair çok kritik açıklamalarda bulundu. Konuşmasının büyük bir bölümünü Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından hazırlanan 2025 yılı Türkiye Raporu’na ayıran Bahçeli, Batı dünyasının Türkiye’ye yönelik çifte standartlı politikalarını, yaptırım imalarını ve egemenlik haklarına yönelik saldırılarını sert bir dille eleştirdi.
“Türk milletine biçim verecek terzi daha anasının karnından doğmamıştır” diyen MHP lideri, Avrupa’ya adeta rest çekti.
“Avrupa Kendi Güvenlik Boşluğunu Kara Kara Düşünüyor”
Avrupa’nın yıllardır “stratejik özerklik” iddialarında bulunmasına rağmen kendi savunma, siyasi ve iktisadi mimarisini hala Washington’ın (ABD) gölgesinden çıkaramadığını belirten Bahçeli, kıtanın büyük bir basiretsizlik içinde olduğunu söyledi. ABD’nin Avrupa’daki askeri katkılarını azaltacağını açıkladığı bu dönemde Avrupa’nın güvenlik açıklarıyla baş başa kaldığını vurgulayan Bahçeli, şu ifadeleri kullandı:
“Yani Avrupa, kendi evinin duvarındaki çatlağı görmüş fakat hâlâ Türkiye’nin kapısına rapor çivileme hevesinden vazgeçmemiştir. Kendi güvenliğini Amerika Birleşik Devletleri’nin kararlarına bağlamış olanların; Mavi Vatan ülkümüze ve Doğu Akdeniz’de kabak gibi ortada olan deniz yetki alanlarımıza itiraz edecek sözü var mıdır? Türkiye’nin egemenlik sahasına itiraz etmeye kalkışanın alnını karşılarız.”

“Yüce Türk Yargısı Brüksel Salonlarından Emir Almaz”
Avrupa Parlamentosu’nun hazırladığı raporu “eğri cetvel” olarak nitelendiren Bahçeli, metnin hukuki bir bağlayıcılığı olmasa da barındırdığı siyasi niyet bakımından kirli bir amaca hizmet ettiğini belirtti. Raporda Türk yargı sistemine yönelik getirilen eleştirileri “vesayet hevesi” olarak tanımlayan MHP lideri, şöyle devam etti:
“Raporun en vahim bölümlerinden biri de yargı gücümüzü abluka altına alma teşebbüsüdür. Devam eden yargı süreçlerini siyasi saiklerle yorumlamak, bağımsız Türk mahkemelerini yönlendirmeye kalkmak vesayet hevesidir, tahakküm arzusudur. Yüce Türk yargısı, Brüksel salonlarında yazılan raporların himayesinde karar vermez. Herkes ayağını denk alacak, haddini bilecek, yerini iyi belleyecektir.”
Ülkü Ocakları’na Kalkan Ellere Sert Mesaj: “Eski Bir Husumetin Yeni Kılıfı”
AP raporunda Ülkü Ocakları’na yönelik yer alan karalama ve kriminalize etme çabalarına da geniş yer ayıran Bahçeli, bu senaryonun daha önce 2022 yılında ABD Temsilciler Meclisi’nde de sahnelenmek istendiğini hatırlattı. Dışişleri Bakanlığı’nın da bu hamleye karşı net bir duruş sergilediğini belirten Bahçeli, Ülkü Ocakları’nın yapısını şu sözlerle savundu:
“Sözün çıktığı kürsülerin başkentleri değişse de niyetleri değişmemiştir. Türk milliyetçiliğini kriminalize etme, Türk gençliğini millî ve manevi değerlerinden kopartıp köksüzleştirme gayretlerinin farkındayız. Bilinsin ki Ülkü Ocakları; dik başlı değil, başı dik Anadolu çocuklarının yurdudur. Ülkü Ocakları’nda Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmeti, Hacı Bektaş-ı Veli’nin ilmi, Bilge Kağan’dan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e uzanan büyük Türk yürüyüşünün ayak izleri vardır. Brüksel’in husumet cephesi bu hakikati örtemeyecektir.”

Türkiye-AB İlişkilerinin Kronolojisi: Sözler Tutulmadı
Konuşmasında Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerin tarihsel sürecine de değinen Bahçeli, AB’nin Türkiye’yi yıllardır oyaladığını belirterek kronolojik adaletsizliği gözler önüne serdi:
-
1959: Türkiye’nin AB (o dönemki adıyla AET) ortaklık başvurusu yapıldı.
-
1963 Ankara Anlaşması: İlişkiler resmi ve hukuki bir zemine oturtuldu.
-
1970 Katma Protokol & 1995 Gümrük Birliği: Ekonomik entegrasyon adımları atıldı.

-
1999 Helsinki Zirvesi: Türkiye’ye resmen “Aday Ülke” statüsü tanındı.
-
2005 Müzakerelerin Başlaması: Tam üyelik müzakereleri açıldı ancak Rum-Yunan vetoları ve siyasi önyargılarla başlıklar bloke edildi.
-
2018 – Günümüz: Müzakereler AB tarafından fiilen durma noktasına getirildi; vize serbestisi ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi kasıtlı olarak ağırdan alınıyor.
Bahçeli, tüm bu taahhütlerini yerine getirmeyen bir yapının bugün Türkiye’ye “iyi komşuluk ve hukuk dersi” vermeye kalkmasının tam bir siyasi körlük olduğunu ifade ederek konuşmasını noktaladı.
