Kadın futbolumuzdaki istatistiki verileri ve mali tabloyu uluslararası standartlarla kıyaslayacağım yeni yazımda sizlerleyim değerli Kanal 3 okurları…
Yazımda kadın futbolunun Türk televizyonlarındaki tek adresi Kristal Ayaklar tv programımızda bu hafta konuk olarak aldığımız Spor Ekonomisti Tuğrul Akşar’ın verilerine ve söylemlerine yer vereceğim. Çok değerli hocamıza teşekkür eder, 4. Sezonunu yaşadığımız Kristal Ayaklar programımızda her hafta kendi konusunda uzman akademisyenleri, teknik direktör, kulüp başkanları ve yöneticileri Kanal 3’te misafir ettiğimizi hatırlatmak isterim. Her Salı akşamı saat 21.30’da sizleri bekleriz…
Herhangi bir mesleğin kadın-erkek ayrımı yapılmadan yerine getirilmesi ve bunun kullandığımız dile de yansıması gerektiğine inananlardanım. Bu yazıda söylemlerimizin anlaşılması için maalesef kadın futbolu-erkek futbolu kelimelerini kullanacağım…
Kadın futbolumuz ve erkek futbolumuzu mukayese ettiğimizde UEFA ülkeler sıralamasında erkek futbolunda 10. Sırada, kadın futbolunda 19. Sıradayız. FIFA sıralamasına baktığımızda erkeklerde 29., kadınlarda 57. basamaktayız. Kadın futbolunda 49 milyon euroluk bir değer, erkek futbolunda ise 1,02 milyar euro’luk bir piyasa değeri baz alındığında aradaki ekonomik uçurum, UEFA ve FIFA sıralamalarına uçurum olarak yansımamakta sıralamalar birbirine çok yakın durmaktadır. Buradan erkek futboluna harcanan ücretlerin tam karşılığını alamadığımızı anlayabiliriz.
Hakemlerimiz düşünüldüğünde uluslararası çapta iki markamız olduğunu söyleyebiliriz. Birisi Cüneyt Çakır, birisi Lale Orta… Her iki değerli isim Şampiyonlar Ligi finali yönetmiş hakemlerimiz. Lale Orta’nın ilk kadın Türk hakemimiz olduğu düşünüldüğünde ve doktorasını tamamlayan ilk futbol doktoru olduğu gerçeği unutulmadığında Lale Orta’ya zamanında kendi yerel ligimizde çok daha fazla kıymet verilmesi gerekmez miydi? Yoksa bunun cevabı ayrıştırıcı bir bakış açısından kaynaklı mı?
Kadın futbol süper ligimizde şu an iki kulübümüzün ligden çekildiği düşünüldüğünde önlemlerin sezon başında alınmadığını, yarı profesyonelleşme yolunda hazırlanan katalogda ki hedeflerin tutturulmadığını ve sürdürülebilir bir spor politikamızın olmadığını söyleyebiliriz.
Peki, ne diyor değerli spor ekonomisti Tuğrul Akşar hocamız…
İzlenilecek yol haritasında sosyal sorumluluk gibi düşünülen bir politika yerine sürdürülebilir bir spor politikasından yana tavır alınmalı, kadın erkek ayrımı olmadan kadınlar içinde bir kariyer olanağı anlamı taşımalı futbol dediğimiz oyun. Kulüplere altyapı akademileri kurma zorunluluğu getirilmeli, tesisleşme hamleleri yapılmalı, TFF yayın ihalesine çıkarken sadece erkek futbolunun pazarlamasını değil kadın futbolunun yayın haklarını da ilave ederek ortak bir yayın ihalesine çıkılması, görünürlük ve medya çalışmaları yapılmalı, zengin içeriklerle şu an bizim önümüzde bulunan Avrupa piyasasına sürülmeli, yetenek geliştirme olanakları sunulmalı vs… gibi maddelerle daha kalıcı ve hakkaniyetli çözüm önerileri uygulanabilir.
Son olarak ücret ve havuz gelirinin eşit ve adil dağıtıldığı bir ortam yaratıldığında daha rekabetçi bir yerel lig kalitesine sahip olabiliriz. ABD’de NBA takımlarının eşit gelire ve eşit transfer olanaklarının olması gibi… Örnek alabileceğimiz rol model ülkeler düşünüldüğünde ise Almanya, İtalya ve İngiltere örneklerinin bize pek uygun ve gerçekçi rol modeller olmadığını söyledi Akşar hoca. Bize en uygun rol modeller kadın futbolunda ABD, İspanya ve Hollanda. İspanya örneğini düşündüğümüzde özellikle 2012-2022 yılları arasında atılan pratik ve kalıcı adımlar şu an İspanya kadın futbolunu bambaşka bir yere götürdü. Kadın futbolumuzda toplam piyasa değerimizin 4-6 milyon euro olduğu gerçeğini unutmazsak bu piyasa değeri İspanya’da 600 milyon euro. 2022’de El Clasico maçını 91 bin seyirci canlı olarak stadyumda seyretti. Şu an bizim en üst erkek futbolundaki organizasyonumuz Süper Kupa final maçını 58 bin kişi stadyumda seyretti. Aradaki fark oldukça dikkat çekici. Kadınlarımız da futbolun seviyor ve oynuyorlar. Birçok meslek dalında kadın yöneticiler var. Tribünler düşünüldüğünde 2012 yılında erkek seyircilerimizin maçlara alınmadığı dönemler yaşamıştık ve kadın taraftarlar stadyumlarda 40-50 bin ortalamayla maçları yerinden takip etmişlerdi.
Sonuç olarak kadın voleybolunda uygulanan uzun vadeli kompakt proje, kadın futbolumuza entegre edilebilir. Dünyada ve Avrupa’da 1 numaraya ulaşan kadın voleybol takımımızın yaptıkları ortada. İspanya örneği sizlere uzak kalıyorsa, ülkemizin diğer spor dallarında uyguladığı ve başarıya ulaştığımız yol haritaları uygulanabilir.
Daha çok yazacak nokta var ama önümüzdeki yazılarda yine farklı spor dallarını ve güncel spor olaylarını kaleme almaya devam edeceğim. Şimdilik kendinize iyi bakın…
